Anlaşmalı Boşanma Davası Ne Kadar Sürer ve 2026 Dava Masrafı Nedir? (Kapsamlı Rehber)
İçindekiler
ToggleEvlilik birliğinin sonlandırılması, yalnızca iki bireyin yollarını ayırması anlamına gelmeyen; mülkiyet haklarının yeniden yapılandırıldığı, ticari ortaklıkların tasfiye edildiği, çocukların geleceğinin planlandığı ve sosyal güvenlik statülerinin değiştiği çok boyutlu ve karmaşık bir hukuki süreçtir. Türk hukuk sistemi, tarafların bu yıpratıcı süreci en az psikolojik ve ekonomik hasarla atlatabilmeleri amacıyla “anlaşmalı boşanma” kurumunu ihdas etmiştir. Çekişmeli boşanma davalarının ağır işleyen yargı mekanizması içinde yıllarca sürebilen yapısına kıyasla, anlaşmalı boşanma süreci doğru ve stratejik bir hukuki yönlendirmeyle haftalar içerisinde sonuçlandırılabilmektedir.
Hukuki sürecinizle ilgili hak kaybı yaşamamak ve detaylı bilgi almak için profesyonel hukuki danışmanlık hizmeti alabilirsiniz.
Hukuki Danışmanlık AlınBaltacı Hukuk; Aile ve Boşanma Hukuku, Gayrimenkul (Taşınmaz) Hukuku, Ticaret Hukuku, Sigorta Hukuku ve İcra Hukuku alanlarındaki derin uzmanlığı ve entegre hukuki yaklaşımıyla, boşanma sürecinin salt bir aile hukuku meselesi olarak değil, bireylerin tüm malvarlığı ve gelecek planlamalarını etkileyen bütüncül bir yapı olarak ele alınmasını sağlamaktadır. Özellikle yüksek malvarlığına sahip bireylerin veya şirket ortaklarının boşanma süreçlerinde gayrimenkul devirleri, ticari hisselerin paylaşımı ve hayat sigortası poliçelerinin yeniden düzenlenmesi gibi kritik konular, ancak çok disiplinli bir hukuki vizyonla yönetilebilir. Bu kapsamlı araştırma raporunda, 2026 yılı güncel yasal düzenlemeleri ve Yargıtay içtihatları ışığında anlaşmalı boşanma davasının ne kadar sürdüğü, güncel dava masraflarının ve avukatlık ücretlerinin neler olduğu, tarafların hak kaybına uğramaması için boşanma protokolünün nasıl hazırlanması gerektiği ve sürecin tüm hukuki incelikleri derinlemesine incelenmektedir.
Anlaşmalı Boşanma Davasının Hukuki Temelleri ve Zorunlu Şartları
Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 166/3. maddesi uyarınca düzenlenen anlaşmalı boşanma, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı ve ortak hayatın çekilmez hale geldiği durumlarda, eşlerin boşanmanın tüm hukuki, mali ve kişisel sonuçları üzerinde tam bir mutabakata vararak evliliği sonlandırdıkları bir dava türüdür. Kanun koyucu, bu imkânı sunarken kamu düzenini korumak ve ani, düşünülmeden alınmış kararlarla evliliklerin yıkılmasını önlemek amacıyla çok net ve esnetilemez yasal şartlar öngörmüştür. Bu şartlardan herhangi birinin eksikliği, davanın usulden reddedilmesine veya sürecin kendiliğinden çekişmeli boşanma davasına evrilmesine yol açmaktadır.
Evlilik Süresi Şartı (1 Yıl Kuralı) ve İstisnai Süreç Yönetimi
Anlaşmalı boşanma davasının mahkemeler nezdinde kabul görebilmesi için aranan ilk ve en katı şart, evlilik birliğinin resmi nikâh tarihinden itibaren kesintisiz olarak en az bir yıl sürmüş olmasıdır. Bu bir yıllık süre, tarafların aynı evde fiilen ne kadar yaşadıklarına veya düğün tarihine göre değil, resmi nikâh defterine atılan imza tarihine göre hesaplanmaktadır. Yasa koyucunun bu süreyi emredici bir hüküm olarak düzenlemesindeki temel felsefe, yeni evlenen çiftlere evlilik kurumuna uyum sağlamaları için makul bir zaman tanımak ve anlık tartışmalar neticesinde alınan fevri boşanma kararlarının önüne geçmektir.
Analizler ve yargı pratikleri göstermektedir ki, uygulamada sıklıkla karşılaşılan en büyük engellerden biri, tarafların evliliklerinin henüz altıncı veya onuncu ayında kesin olarak boşanma kararı almalarıdır. Bir yıllık süre dolmadan mahkemeye sunulan anlaşmalı boşanma talepleri, eşler her konuda kusursuz bir protokol hazırlamış olsalar dahi hâkim tarafından reddedilmektedir. Bu senaryoda karşılaşılan hukuki çıkmaz, ancak alanında uzman avukatların stratejik müdahaleleriyle aşılabilmektedir. Sürenin dolmadığı durumlarda taraflar, TMK madde 166/1 kapsamında “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” veya kanunda sayılan zina, hayata kast, haysiyetsiz hayat sürme gibi özel boşanma sebeplerine dayanarak “çekişmeli” bir boşanma davası ikame etmelidir. Çekişmeli olarak başlatılan bu süreç, dava devam ederken bir yıllık yasal sürenin dolmasıyla birlikte, tarafların mahkemeye sunacağı bir anlaşma protokolü ile hızla anlaşmalı boşanmaya dönüştürülebilir ve dava tek celsede sonuçlandırılabilir.
İradelerin Uyuşması, Birlikte Başvuru ve Özgür İrade Beyanı
Davanın açılabilmesi ve usulüne uygun şekilde yürütülebilmesi için eşlerin yetkili Aile Mahkemesine birlikte başvurmaları ya da eşlerden birinin açtığı davayı diğer eşin duruşmada koşulsuz olarak kabul etmesi gerekmektedir. Bu süreçte boşanma iradesinin dışarıdan gelen her türlü baskı, korkutma veya hileden uzak, tamamen özgür bir şekilde oluşması şarttır. Türk hukukunda boşanma, kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar kategorisinde yer aldığı için, bu hakkın kullanımı bizzat bireyin kendi iradesine bırakılmıştır.
Mali, Hukuki ve Kişisel Sonuçlarda Tam Mutabakat Zorunluluğu
Anlaşmalı boşanmanın çekirdeğini, tarafların evliliğin sona ermesiyle ortaya çıkacak tüm sonuçlar üzerinde “Anlaşmalı Boşanma Protokolü” adı verilen hukuki bir sözleşme aracılığıyla uzlaşmış olmaları oluşturur. Bu mutabakat metni; müşterek çocukların velayeti, velayeti almayan eşin çocukla kuracağı kişisel ilişki takvimi, yoksulluk nafakası, iştirak nafakası ile maddi ve manevi tazminat taleplerini kesin, net ve tartışmaya mahal vermeyecek bir biçimde içermelidir. Taraflar arasında örneğin çocuğun velayeti konusunda anlaşma sağlanmış ancak tazminat veya ev eşyalarının paylaşımı konusunda ufacık bir ihtilaf dahi kalmışsa, bu dava anlaşmalı boşanma usulüyle görülemez ve mahkeme yargılamaya çekişmeli olarak devam eder.
Hâkimin Tarafları Bizzat Dinlemesi ve Kamu Düzeni İlkesi
Türk Hukuk sisteminde aile, toplumun temeli olarak kabul edildiğinden, kamu düzenini ilgilendiren aile hukuku davalarında hâkimin takdir yetkisi ve sürece aktif müdahalesi esastır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ve TMK hükümleri gereğince, anlaşmalı boşanma davasında hâkimin tarafları duruşmada “bizzat” dinlemesi emredici ve istisnası olmayan bir kuraldır.
Ticaret hukuku veya borçlar hukuku davalarından farklı olarak, tarafların kendilerini uzman avukatlar aracılığıyla temsil ettirmeleri, duruşmanın bizzat taraf katılımı olmadan yapılmasına hukuken imkân vermez. Hâkim, duruşma salonunda eşlerin gözlerinin içine bakarak, boşanma iradelerini serbestçe, herhangi bir tehdit altında kalmadan açıkladıklarına bizzat kanaat getirmelidir. Eğer eşlerden biri, profesyonel avukatıyla dahi olsa duruşmaya fiziken katılmazsa, anlaşmalı boşanma kararı verilmesi hukuken imkânsızdır ve dava çekişmeli usule dönüşür veya dosya işlemden kaldırılır.
2026 Yılı Güncel Anlaşmalı Boşanma Davası Masrafları ve Avukatlık Ücretleri
Hukuki uyuşmazlıklarda ve dava süreçlerinde maliyetlerin önceden net bir şekilde öngörülebilmesi, bireyler ve işletme sahipleri için bütçe planlamasının en kritik unsurudur. 2026 yılı itibarıyla Adalet Bakanlığı tarafından açıklanan adli harçlara ve Türkiye Barolar Birliği tarafından yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne (AAÜT) yansıyan güncellemeler, boşanma davası maliyetlerini doğrudan ve belirgin bir biçimde etkilemektedir.
Bir boşanma davası ikame edilirken doğan temel masraflar, yapısal olarak iki ana kaleme ayrılır: Birincisi, mahkeme veznesine devlet adına yatırılan yasal harçlar ve gider avansları; ikincisi ise hukuki danışmanlık, strateji kurgusu ve dava temsili için profesyonel vekillere ödenen avukatlık ücretleridir.
Mahkeme Harçları, Gider Avansı ve Gizli Maliyetler
Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince, herhangi bir davanın açılabilmesi ve yargılama faaliyetinin başlatılabilmesi için yasal harçların ve yargılama boyunca kullanılacak olan tebligat, posta, bilirkişi, pedagog incelemesi gibi masrafları kapsayan gider avansının dava açılışında peşin olarak yatırılması zorunludur. 2026 yılı tarifelerine ve güncel yeniden değerleme oranlarına göre, standart bir anlaşmalı boşanma davasının asgari mahkeme masrafları aşağıdaki tabloda detaylandırılmıştır :
| Masraf Kalemi | 2026 Yılı Tutarı (Yaklaşık) | Hukuki Açıklaması ve Kapsamı |
| Başvurma Harcı | 615,40 TL | Davanın mahkeme kayıtlarına girmesi ve tevzi işlemi için devlet tarafından tahsil edilen maktu (sabit) yargı harcıdır. |
| Peşin Harç | 615,40 TL | Yargılama sonucunda alınacak olan maktu karar harcının, dava açılışında peşin olarak tahsil edilen kısmıdır. |
| Gider Avansı | 2.500,00 TL | Dava süresince yapılacak tebligatlar, posta masrafları ve olası diğer idari giderler için mahkeme veznesine depo edilen avanstır. Süreç sonunda kullanılmayan kısım davacıya iade edilir. |
| Vekalet Harcı | 87,50 TL | Dosyaya taraf vekili olarak bir avukatın atanması (vekaletname sunulması) durumunda zorunlu olarak ödenen harçtır. |
| Baro Vekalet Pulu | 138,00 TL | Avukat aracılığıyla açılan tüm davalarda vekaletnamenin üzerine yapıştırılması zorunlu olan ve barolara gelir kaydedilen pul bedelidir. |
| Asgari Mahkeme Masrafı | ~3.956,30 TL | Hiçbir ek talep (bilirkişi, nispi harca tabi malvarlığı talebi vb.) olmadığında mahkemeye ödenmesi gereken minimum tutardır. |
Tablodaki veriler standart bir süreci yansıtsa da, davanın seyri içinde ortaya çıkabilecek “gizli maliyetler” mevcuttur. Şayet dava sürecinde tarafların anlaşma zeminini kaybetmesi ve davanın çekişmeliye evrilmesi durumu yaşanırsa, mahkeme tarafından müşterek çocukların psikolojik durumunu değerlendirmek üzere pedagog veya mali varlıkların tespiti için bilirkişi incelemesi talep edilebilir. 2026 yılı verilerine göre ortalama bir bilirkişi ücreti 6.000 TL civarında seyretmektedir ve bu tutar davayı yürüten tarafça ek olarak dosyaya yatırılmak zorundadır. Ayrıca, protokolde ziynet eşyası, döviz cinsinden mehir senedi veya şirket hissesi gibi ek maddi talepler ayrı bir tahsil davası gibi icraya konulacak şekilde bedel üzerinden dava ediliyorsa, talep edilen ekonomik değerin %11,38’inin dörtte biri oranında “nispi peşin harç” ödenmesi gerekliliği doğabilir.
2026 Yılı Avukatlık Ücretleri ve Baro Tavsiye Kararları
Türkiye’deki avukatlık mevzuatı ve meslek kuralları uyarınca, avukatlık hizmetleri ücretsiz yapılamayacağı gibi, Adalet Bakanlığı tarafından onaylanan asgari tarifenin altında bir bedelle de ifa edilemez. Bu kural, haksız rekabeti önlemek ve hukuki hizmetin kalitesini korumak amacıyla getirilmiş katı bir disiplin kuralıdır.
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT): Türkiye Barolar Birliği tarafından yayımlanan ve Resmi Gazete’de yürürlüğe giren 2026 tarifesine göre, boşanma davaları (anlaşmalı veya çekişmeli ayrımı yapılmaksızın) için belirlenen en alt yasal limit KDV hariç 45.000 TL‘dir. Bu temel tutara %10 oranındaki Katma Değer Vergisi eklendiğinde, bir avukatın talep edebileceği yasal asgari ücret 49.500 TL olmaktadır. Avukatların bu tutarın altında bir bedelle sözleşme yapmaları veya davayı üstlenmeleri hukuken geçersiz olup, aynı zamanda ağır bir disiplin suçu teşkil etmektedir.
Yerel Baroların Tavsiye Edilen Ücret Çizelgeleri: Şehirlerin ekonomik dinamikleri, yaşam maliyetleri ve mahkemelerin iş yükü farklılık gösterdiğinden, yerel barolar her yıl üyelerine yönelik “tavsiye niteliğinde” bir ücret çizelgesi yayımlarlar. Profesyonel hukuk büroları genellikle asgari tarifeyi değil, bağlı bulundukları baronun tavsiye kararlarını ve davanın içerdiği ekonomik riski baz alarak ücretlendirme yaparlar. 2026 yılı için öne çıkan baro tavsiye kararları şu şekildedir:
| İl / Baro | Anlaşmalı Boşanma (Tavsiye Edilen) | Çekişmeli Boşanma (Tavsiye Edilen) | Açıklama |
| İstanbul Barosu | 75.000 TL + %10 KDV | 110.000 TL + %10 KDV | Tazminat talepli davalarda 110.000 TL’den az olmamak üzere dava değerinin en az %16’sı talep edilmektedir. |
| Ankara Barosu | 81.500 TL + %10 KDV | Baronun belirlediği güncel tarife üzerinden. | |
| İzmir Barosu | 90.016 TL + %10 KDV | Baronun belirlediği güncel tarife üzerinden. | |
| Anadolu Baroları (Örn: Kahramanmaraş) | ~90.000 TL | ~150.000 TL | Şehir dinamiklerine göre değişkenlik gösteren tavsiye edilen alt limitlerdir. |
Karşı Vekalet Ücreti Riski: Anlaşmalı boşanma niyetiyle yola çıkılıp sürecin yönetilememesi neticesinde davanın çekişmeliye dönüşmesi, taraflar için devasa bir maliyet riski yaratır. Davanın çekişmeli sürmesi ve sonucunda taraflardan birinin “tamamen kusurlu” bulunarak davayı kaybetmesi halinde, mahkeme, kaybeden taraf aleyhine devletin belirlediği tarifeden “karşı vekalet ücretine” hükmeder. 2026 yılı itibarıyla davayı kaybeden tarafın, kazanan tarafın avukatına ödemek zorunda olduğu bu ceza niteliğindeki maktu ücret 45.000 TL‘dir. Baltacı Hukuk uzmanlarının hazırladığı kusursuz anlaşmalı boşanma protokollerinde, tarafların birbirlerinden yargılama gideri ve vekalet ücreti talep etmedikleri açıkça imza altına alınarak, müvekkillerin bu tür beklenmedik maliyetlere katlanması kesin olarak engellenmektedir.
Bireylerin avukatlık ücretlerinden tasarruf etmek amacıyla internetten kopyaladıkları şablon protokollerle davayı kendilerinin yürütmeye çalışması, kısa vadede bir tasarruf gibi görünse de; uzun vadede eksik yazılmış bir mal paylaşımı maddesi, enflasyona karşı korunmamış bir nafaka düzenlemesi veya hatalı gayrimenkul devri nedeniyle yüz binlerce liralık maddi kayıplara ve yepyeni davalara yol açmaktadır.
Anlaşmalı Boşanma Süreci Ne Kadar Sürer? (Adım Adım Zaman Çizelgesi)
Çekişmeli boşanma davalarının Türkiye yargı sistemindeki mevcut iş yükü nedeniyle yerel mahkeme, istinaf ve Yargıtay aşamaları da hesaba katıldığında ortalama 2 ila 5 yıl arasında sürdüğü bilinen bir gerçektir. Buna karşılık, anlaşmalı boşanma süreci doğru ve eksiksiz bir hukuki prosedür işletildiğinde son derece hızlı sonuçlanabilen bir yapıdır. Ancak halk arasında yaygın olarak kullanılan “tek celsede boşanma” tabiri, davanın adliyeye gidilen aynı gün içinde açılıp anında bittiği gibi yanlış bir algı yaratmaktadır. Hukuki sürecin kendi içinde sırasıyla tamamlanması ve kanuni bekleme sürelerinin tüketilmesi gereken prosedürel aşamaları bulunmaktadır.
1. Dava Açılışı ve Tensip Zaptının Hazırlanması (1-4 Hafta)
Süreç, tarafların üzerinde mutabık kaldığı, her iki eş tarafından ıslak imza ile onaylanmış anlaşmalı boşanma protokolü ve detaylı hazırlanmış bir dava dilekçesinin Adliye Tevzi Bürosuna sunulmasıyla başlar. İlgili harç ve masrafların yatırılmasının ardından dava resmiyet kazanır ve sistem tarafından rastgele bir Aile Mahkemesine (veya Aile Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesine) tevzi edilir.
Dosyanın ilgili mahkemenin ekranına düşmesinin ardından hâkim, dosya üzerinden bir ön inceleme yaparak davanın usul eksikliklerini denetler ve bir “Tensip Zaptı” (hazırlık tutanağı) düzenler. Bu tutanak, tarafların duruşma günü ve saatinin belirlendiği resmi evraktır. Mahkemelerin iş yoğunluğuna, davanın açıldığı şehrin nüfusuna (örneğin İstanbul’daki büyük adliyeler ile daha az nüfuslu bir Anadolu şehrindeki adliye arasındaki yoğunluk farkı) bağlı olarak duruşma günü genellikle dilekçenin verilmesinden itibaren yaklaşık 1 ay sonrasına tayin edilmektedir.
2. Duruşma Günü ve Hâkim Kararı (1 Gün – Tek Celse Gerçeği)
Tensip zaptında belirtilen gün ve saatte tarafların mahkeme salonunda bizzat hazır bulunmasıyla duruşma icra edilir. Duruşma ortamı, profesyonel avukatlar eşliğinde oldukça kısa ve prosedürel bir şekilde ilerler. Hâkim öncelikle tarafların kimlik tespitini yapar, ardından her iki eşe de sırasıyla boşanma iradelerinin özgür iradeye dayanıp dayanmadığını, evliliğin devamında bir umut olup olmadığını ve dosyaya sunulan protokoldeki imzaların kendilerine ait olup olmadığını sorar.
Tarafların protokoldeki tüm şartları kabul ettiklerini şifahen (sözlü olarak) hâkim huzurunda beyan etmeleri ve hâkimin de protokol hükümlerini hukuka, ahlaka ve çocuğun üstün yararına uygun bulması halinde, yargılama o an sona erer. Duruşma genellikle 10 ila 15 dakika sürer ve hâkim kısa kararını (tefhim) mahkeme salonunda açıklayarak tarafların boşanmasına hükmeder.
3. Gerekçeli Kararın Yazılması ve Tebligat Aşaması (15-30 Gün)
Duruşmada hâkimin “boşanmalarına karar verilmiştir” şeklindeki sözlü beyanı, tarafların o an hukuken boşandığı anlamına gelmez. Kısa kararın açıklanmasının ardından mahkeme kaleminin ve hâkimin, davanın hukuki dayanaklarının, nafaka, tazminat, velayet ve mal paylaşımı detaylarının en ince ayrıntısına kadar işlendiği resmi belge olan “Gerekçeli Karar”ı yazması gerekmektedir. Usul kanunlarına göre mahkemenin bu gerekçeli kararı yazmak için 1 aylık (30 gün) yasal süresi bulunmaktadır. Karar yazıldıktan sonra resmi tebligat prosedürü işletilerek taraflara veya dosyada vekaletnamesi bulunan avukatlarına tebliğ edilir.
4. İstinaf Süreci ve Kararın Kesinleşmesi (Tebliğden İtibaren 2 Hafta)
Gerekçeli karar taraflara yasal yollarla tebliğ edildikten sonra, Türk hukuk sistemi her iki tarafa da verilen kararı bir üst mahkemeye (Bölge Adliye Mahkemesi – İstinaf) taşıyarak itiraz edebilmeleri için 2 haftalık (14 gün) hak düşürücü yasal süre tanır. Bu iki haftalık süre zarfında eşlerden hiçbiri istinaf kanun yoluna başvurmazsa, süre bitiminde karar hukuken “kesinleşir” ve boşanma işlemi tüm hukuki sonuçlarıyla birlikte hayata geçer.
Zamanı Etkin Yönetmenin Sırrı: “Öne Alım” ve “İstinaftan Feragat” Süreci
Standart işleyişte adliyenin hızına bırakıldığında toplam 2 ila 3 ayı bulabilen bu bürokratik süreç, Baltacı Hukuk gibi sürece son derece hâkim uzman avukatların usul işlemlerini anlık takip etmesiyle 1 ila 2 hafta gibi rekor sürelere indirilebilmektedir. Süreci hızlandırmanın stratejik yolları şunlardır :
Duruşma Gününün Öne Alınması Talebi: Dava açılıp tensip zaptı düzenlendikten sonra, uzman avukatlar aracılığıyla mahkemeye haklı gerekçeler (örneğin eşlerden birinin iş veya eğitim amacıyla yurt dışına çıkacak olması, acil sağlık sorunları, psikolojik yıpranma gibi) sunularak “öne alım dilekçesi” verilir. Hâkim, durumu uygun bulursa 1 ay sonraya verilen duruşmayı birkaç gün sonrasına çekebilir.
İstinaftan Feragat Dilekçesi ile Kesinleştirme: Duruşma yapılıp hâkim kararı açıkladıktan hemen sonra, gerekçeli kararın yazılması avukatlar tarafından bizzat takip edilir. Karar yazılır yazılmaz, posta yoluyla tebligat beklenmez; avukatlar e-Tebligat üzerinden veya adliyeden elden tebliğ alarak süreci hızlandırır. Tebliğ işlemi gerçekleştiği an, her iki taraf da (veya vekaletnamelerinde özel yetki varsa avukatları) mahkemeye “istinaf kanun yoluna başvuru hakkından feragat ettiklerine” dair dilekçelerini sunarlar. Bu işlem, 2 haftalık yasal bekleme süresini anında ortadan kaldırır ve boşanma kararı dilekçelerin sunulduğu gün kesinleşir.
Kararın kesinleşmesinin ardından mahkeme kalemi “kesinleşme şerhini” düzenler ve boşanma durumunu Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne bir müzekkere ile elektronik ortamda bildirir. Bu işlemin e-Devlet sistemine ve nüfus kayıtlarına yansıması yaklaşık 4 ila 5 gün sürmektedir.
Kusursuz Bir Anlaşmalı Boşanma Protokolü Nasıl Hazırlanır?
Anlaşmalı boşanma davasının kalbini ve davanın bizzat iskeletini, eşler arasında mutabakatla imzalanan “Anlaşmalı Boşanma Protokolü” oluşturur. Bu protokol basit bir kâğıt parçası değil, mahkeme tarafından onaylanıp gerekçeli karara dâhil edildiğinde “ilam” (kesinleşmiş mahkeme kararı) hükmü kazanan, doğrudan icra edilebilir çok güçlü bir sözleşmedir.
Baltacı Hukuk uzmanları olarak sahadaki gözlemlerimiz göstermektedir ki; hukuki destek alınmadan, internetten kopyalanan kalıp şablonlarla veya kulaktan dolma bilgilerle hazırlanan amatör protokoller, kısa vadede boşanmayı sağlasa da uzun vadede mal kaçırma, nafaka krizleri ve yeni tazminat davaları gibi yüz binlerce liralık felaketlere zemin hazırlamaktadır. Kusursuz bir protokol, tarafların sadece bugününü değil, önlerindeki 10 yıllık ekonomik ve sosyal hayatını garanti altına almalıdır.
1. Velayet, Şahsi Münasebet ve Çocuğun Üstün Yararı İlkesi
Müşterek çocukların bulunduğu boşanmalarda protokolün en hassas maddesi velayet düzenlemesidir. Çocuğun velayetinin anneye mi yoksa babaya mı bırakılacağı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirtilmelidir. Türk hukukunda son yıllarda Yargıtay’ın çağdaş yaklaşımlarıyla “ortak velayet” kurumu da uygulama alanı bulmuştur; şartlar uygunsa eşler protokolde velayetin ortak kullanılacağını düzenleyebilirler.
Velayeti kendisine verilmeyen ebeveynin çocukla geçireceği zamanlar (kişisel ilişki tesisi) son derece spesifik olmalıdır. “Baba çocuğu hafta sonları görür” gibi muğlak ifadeler gelecekte polis ve icra memurları eşliğinde yapılan çocuk teslimi krizlerine yol açar. Kusursuz bir protokolde; görüşme günleri (örneğin her ayın 1. ve 3. hafta sonu Cumartesi sabah 10:00’dan Pazar akşam 18:00’e kadar), dini bayramların kaçıncı günleri, sömestir tatili ve yaz tatilinde (örneğin 1-30 Temmuz arası) çocuğun kimde kalacağı gün ve saat belirtilerek kesin bir takvime bağlanmalıdır. Hâkim, bu maddeleri incelerken eşlerin isteklerini değil, uluslararası sözleşmelerce de korunan “çocuğun üstün yararı” ilkesini gözetir. Çocuğun gelişimine aykırı bir düzenleme görürse protokole resen müdahale edebilir.
2. Nafaka Düzenlemeleri: Enflasyon Riskine Karşı Koruma
Nafaka talepleri protokolde net bir rakam ve banka hesabı belirtilerek düzenlenmelidir.
İştirak Nafakası: Çocuğun velayetini almayan eşin, çocuğun barınma, beslenme, sağlık ve eğitim masraflarına gücü oranında katılmasını sağlayan nafakadır. Uzman bir avukat, sadece sabit bir meblağ yazmakla kalmaz; çocuğun özel okul taksitlerinin, kırtasiye, servis ve özel sağlık sigortası poliçe masraflarının kim tarafından, hangi oranlarda karşılanacağını da protokole ekler.
Yoksulluk Nafakası: Evliliğin bitmesiyle ekonomik olarak ağır yoksulluğa düşecek eşe bağlanan süresiz veya belirli süreli aylıktır.
Nafaka maddelerindeki en büyük hata, rakamın sabit bırakılmasıdır. Yüksek enflasyonist ortamlarda, 2026 yılında belirlenen 10.000 TL’lik bir nafaka, iki yıl sonra tamamen eriyecektir. Bu nedenle protokole, “Nafaka bedelinin her yıl TÜİK tarafından açıklanan TÜFE veya ÜFE oranında otomatik olarak artırılacağına” dair bir artış klozu eklenmesi hayati önem taşır. Eğer eşler yoksulluk nafakası istemiyorsa, ileride dava açılmasını engellemek adına protokolde “Tarafların birbirlerinden yoksulluk nafakası talebi yoktur, bu haktan gayrikabili rücu olarak (geri dönülemez şekilde) feragat etmişlerdir” ibaresi yer almalıdır.
3. Maddi ve Manevi Tazminat: Kusur Değerlendirmesinin Tasfiyesi
TMK madde 174 kapsamında düzenlenen maddi tazminat (evliliğin bitmesiyle kaybedilen ekonomik destek ve beklenen menfaatler için) ve manevi tazminat (kişilik haklarına saldırı ve çekilen psikolojik acılar için), çekişmeli davaların ana konularıdır. Anlaşmalı boşanmalarda hâkim, “Kim eşini aldattı, kim hakaret etti” gibi kusur araştırmalarına girmez. Eşler, geçmişteki kusurları bir kenara bırakarak sadece tazminat ödenip ödenmeyeceği konusunda anlaşmalıdır. Tazminat kararlaştırılmışsa rakamı, vadesi ve ödeme şekli (banka havalesi, senet vb.) protokolde yer almalıdır. “Şimdilik boşanıyoruz, tazminat hakkımı saklı tutuyorum” şeklinde şarta bağlı bir anlaşmalı boşanma hukuken mümkün değildir; mali konular tamamen kapatılmış olmalıdır.
4. Mal Paylaşımı: Gayrimenkul Hukuku ve Ticari İşletmelerin Geleceği
Türkiye’de 1 Ocak 2002 tarihinden itibaren yasal mal rejimi olarak “Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi” uygulanmaktadır. Bu kurala göre, evlilik süresi içinde tarafların çalışarak elde ettikleri gelirlerle alınan tüm mallar (ev, araba, bankadaki nakit, şirket hisseleri) kural olarak yarı yarıya ortaktır.
Baltacı Hukuk’un Gayrimenkul ve Ticaret Hukuku alanlarındaki derin tecrübesine dayanarak vurgulamak gerekir ki, boşanma protokollerinin en karmaşık bölümü burasıdır. Protokolde;
Taşınmazların (ev, arsa, yazlık, dükkân) açık adresleri, tapu ada/parsel bilgileri eksiksiz yazılmalıdır. Hangi gayrimenkulün kimin mülkiyetinde kalacağı, devir işlemlerinin tapu dairesinde hangi tarihe kadar yapılacağı ve devir harçlarının kim tarafından ödeneceği detaylandırılmalıdır. Aksi halde, eski eş tapuya gelip devir yapmazsa, protokol kararına dayanılarak Asliye Hukuk Mahkemelerinde “Tapu İptal ve Tescil Davası” açılması gerekecektir.
Taraflardan birinin ticari bir şirketi varsa veya şirket hisselerine sahipse (Ticaret Hukuku), bu hisselerin değerinin veya hisse devrinin nasıl yapılacağı belirlenmelidir.
Eğer eşler mal paylaşımını kendi aralarında önceden yapmışsa, protokol metnine “Eşler, TMK’dan doğan katılma alacağı, katkı payı ve değer artış payı alacağı da dahil olmak üzere, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan tüm malvarlıksal haklarından birbirlerini gayrikabili rücu ibra etmişlerdir (aklamışlardır)” şeklinde net bir feragat klozu konulmalıdır. Bu madde yazılmazsa, boşanmanın kesinleşmesinden itibaren 10 yıl boyunca tarafların birbirlerine “Mal Paylaşımı Davası” açma riski devam eder.
5. Ziynet Eşyaları (Düğün Takıları) ve Değişen Yargıtay İçtihatları
Ziynet eşyaları konusu, Türk yargı sisteminde yakın zamanda büyük bir dönüşüm geçirmiştir. Uzun yıllar boyunca Yargıtay’ın yerleşik içtihadı “Düğünde takılan altınlar ve paralar, kime takılırsa takılsın kadına bağışlanmış sayılır ve kadının kişisel malıdır” yönündeydi. Ancak Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2023/5704 E. ve 2024/2402 K. sayılı son derece önemli ve güncel emsal kararları ile bu kural radikal şekilde değişmiştir. Yeni ve güncel uygulamaya göre; artık kadına takılan takılar kadının, erkeğe takılanlar ise erkeğin sayılmaktadır. İstisna olarak, kadına özgü takılar (bilezik, kolye vb.) erkeğe takılsa bile kadının; erkeğe özgü takılar (rolex saat vb.) kadına takılsa bile erkeğin mülkiyetinde kabul edilmektedir.
Anlaşmalı boşanmalarda ise hâkim kimin haklı veya haksız olduğuna bakmadığı için, bu aidiyet kuralları tarafların protokoldeki mutabakatı ile aşılabilir. Taraflar altınların, bileziklerin ve nakit paraların kimde kalacağını kararlaştırmalı ve her iki taraf da “Ziynet eşyası alacağına ilişkin birbirlerinden hiçbir maddi talepleri kalmadığını” beyan etmelidir. Eğer bu konu açık bırakılırsa, taraflardan biri yıllar sonra bile zaman aşımına tabi olmaksızın (aynen iade talebiyle) “İstihkak (Ziynet Alacağı) Davası” açarak huzursuzluk yaratabilir.
Boşanmanın Diğer Hukuk Dallarına Etkisi: Baltacı Hukuk’un Bütüncül Yaklaşımı
Baltacı Hukuk olarak, boşanmayı sadece Aile Hukuku ekseninde değerlendirmiyor; müvekkillerimizin ticari ve ekonomik yaşamlarını koruyan bir kalkan olarak ele alıyoruz.
Sigorta Hukuku Etkisi: Evlilik birliği sürerken yaptırılan Bireysel Emeklilik Sistemleri (BES), özel sağlık sigortaları veya eşin lehtar (faydalanan) olarak gösterildiği Hayat Sigortası poliçeleri, boşanma ile birlikte ciddi bir hukuki durum değerlendirmesi gerektirir. Protokolde, eski eşin hayat sigortası lehtarlığından çıkarılması veya poliçelerin ayrılması süreci açıkça belirtilmelidir. Aksi halde vefat durumunda sigorta tazminatı eski eşe ödenebilir.
İcra Hukuku ve Yaptırımlar: Protokol mahkemece onaylandığında bir “ilam” niteliği kazanır. Şayet eski eş protokolde belirtilen tazminatı gününde ödemezse, iştirak nafakasını aksatırsa veya evi boşaltacağına dair taahhüdüne uymazsa, İcra ve İflas Kanunu devreye girer. Elinizdeki ilamla birlikte İcra Müdürlükleri aracılığıyla doğrudan “İlamlı İcra Takibi” başlatılarak, eski eşin banka hesaplarına, maaşına ve araçlarına derhal haciz konulabilir. Bu durum, protokolün caydırıcılığını sağlayan en büyük hukuki silahtır.
Anlaşmalı Boşanmadan Vazgeçme ve Çekişmeliye Dönüşme Riski
Anlaşmalı boşanma, oldukça kırılgan bir uzlaşı zeminine inşa edilmiştir. Tarafların iradelerinin davanın herhangi bir aşamasında uyuşmazlığa düşmesi, hukuki tabloyu tamamen değiştirir.
Karar Kesinleşinceye Kadar Sınırsız Cayma Hakkı: Türk hukuk sisteminde hiç kimse rızası dışında bir sözleşmeye bağlı kalmaya veya boşanmaya zorlanamaz. Taraflar dava dilekçesini tevzi bürosuna vermiş, protokolü ıslak imzayla onaylamış ve hatta duruşmaya girip hâkime “boşanmak istiyorum” demiş olsalar dahi; mahkemenin verdiği karar hukuken kesinleşinceye kadar (istinaf süresinin son saniyesine dek) anlaşmalı boşanmadan vazgeçme hakkına sahiptirler.
Vazgeçme veya davadan feragat beyanı yazılı veya sözlü olarak mahkemeye sunulduğunda, HMK madde 123 uyarınca davanın “açılmamış sayılmasına” karar verilir ve taraflar evli kalmaya devam eder. Şayet taraflardan biri vazgeçip diğeri boşanmakta ısrarcı olursa, dava şekil değiştirerek “çekişmeli boşanma davası” olarak yargılamaya devam eder.
Duruşmaya Gelmemek ve İmzayı İnkâr Etmek: Eşlerden birisi duruşma günü mazeret bildirmeksizin mahkeme salonuna gelmezse, anlaşmalı boşanma prosedürü durur. Gelen taraf davasını sürdürmek isterse dosya çekişmeliye döner; her iki taraf da duruşmaya katılmazsa dosya işlemden kaldırılır (düşer). Benzer şekilde, duruşmada hazır bulunan eşlerden biri hâkime “Sayın Hâkim, protokolü imzaladım ancak dün gece fikrimi değiştirdim, tazminat istiyorum” derse, uzlaşma bozulduğu için süreç anında çekişmeli davaya evrilir.
Çekişmeliye Dönüşmenin Ağır Faturası: Davanın çekişmeliye dönüşmesi, taraflar için hem mental hem de finansal anlamda devasa bir kayıptır. Tek celsede bitecek olan süreç, yerini tanıkların dinleneceği (HMK m. 248-250), özel hayatın mahkeme tutanaklarına döküleceği, banka hesaplarının inceleneceği ve yıllarca sürecek bir yasal savaşa bırakır. Anlaşmalı protokolde yapılan tüm fedakarlıklar ve feragat beyanları geçerliliğini yitirir; her konu (nafaka, velayet, tazminat) sıfırdan ve esastan yargılamaya açılır.
Yurt Dışında Yaşayanlar (Gurbetçiler) ve Yabancı Uyruklular İçin Süreç
Türkiye sınırları dışında ikamet eden Türk vatandaşları (gurbetçiler) veya yabancı uyruklu kişilerle yapılan evliliklerin sonlandırılması, Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) kuralları gereği spesifik ve teknik bir prosedüre tabidir.
MÖHUK madde 40 uyarınca yabancı unsurlu boşanma davalarında Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi bulunmaktadır. Eşlerden birinin veya her ikisinin ikametgahının yurt dışında olması ya da yabancı uyruklu olmaları, Türkiye’de dava açılmasına engel teşkil etmez. Türk mahkemesi, tarafların müşterek milli hukukunu veya mutad mesken (ikametgah) hukukunu göz önünde bulundurarak kural olarak Türk Medeni Kanunu hükümlerini uygular.
Ancak iş “anlaşmalı boşanmaya” geldiğinde devasa bir usul engeli ortaya çıkar: Hâkimin tarafları bizzat dinleme zorunluluğu. Yurt dışında yaşayan bir birey, bulunduğu ülkedeki Türk Konsolosluğu’na giderek Türkiye’deki bir avukata boşanma vekaletnamesi verebilir. Fakat avukat, müvekkili adına protokolü imzalasa ve davayı layıkıyla açsa dahi, müvekkil duruşma günü Türkiye’deki Aile Mahkemesi salonunda hâkim karşısında fiziksel olarak bulunmadıkça anlaşmalı boşanma kararı verilmesi kesinlikle mümkün değildir.
Eğer eşlerden birinin Türkiye’ye gelme ihtimali maddi imkansızlıklar veya vize sorunları nedeniyle yoksa, taraflar aralarında anlaşmış olsalar dahi Türkiye’deki dava zorunlu olarak “çekişmeli” usulle açılmak durumundadır. Çekişmeli davalarda tarafın bizzat duruşmaya katılma zorunluluğu bulunmaz; profesyonel avukat süreci yürüterek tanık veya belge ibrazıyla (sanki eşler kavgalıymış gibi yasal bir kurgu yaratarak) boşanmayı sağlar. Diğer bir pratik alternatif ise, eşlerin yaşadıkları yabancı ülkenin (örneğin Almanya veya Hollanda) mahkemelerinde anlaşıp boşanmaları ve sonrasında bu kararı Türkiye’de Nüfus Müdürlükleri (konsolosluklar aracılığıyla 2026 düzenlemeleriyle dava açılmadan tescil imkânı ) veya Aile Mahkemelerinde “Tanıma ve Tenfiz” davası açarak Türk hukukunda da geçerli kılmalarıdır.
Boşanma Kararı Kesinleştikten Sonra Yapılması Gereken Resmi İşlemler
Mahkemenin verdiği kararın kesinleşmesiyle evlilik birliği hukuken tamamen sona erer. Bu yeni durum, bireylerin devlet dairelerindeki işlemlerini ve sosyal güvenlik haklarını yeniden şekillendirir.
Nüfus Kayıtlarının Güncellenmesi ve Kimlik (Soyadı) Değişikliği
Karar kesinleştiğinde mahkeme, resen (kendiliğinden) durumu ilgili Nüfus Müdürlüğüne bildirir. TMK hükümleri uyarınca boşanma gerçekleştiğinde kadın eş, kural olarak evlenmeden önceki bekârlık soyadına geri döner. Şayet kadının, boşandığı eşinin soyadını kullanmakta haklı ve kanıtlanabilir bir yararı varsa (örneğin kamuoyunda bu soyadıyla tanınan bir akademisyen, doktor veya şirket sahibi olması) ve bu durumun eski eşine zarar vermeyeceğini mahkemede ispatlarsa, hâkim kararıyla eski eşinin soyadını kullanmaya devam edebilir.
Kimlik kartlarının güncellenmesi işlemi, Nüfus Müdürlüklerinden veya e-Devlet portalı üzerinden randevu alınarak gerçekleştirilir. 2026 yılı tarifelerine göre evlilik/boşanma nedeniyle yeni kimlik kartı çıkarma harcı 185,00 TL olarak belirlenmiştir. Boşanma ile birlikte bireylerin T.C. kimlik numaraları değişmez, sadece soyadı, medeni hal bilgileri (artık çip içinde tutulmaktadır) ve nüfus kütük kayıtları güncellenerek yeni kimlik beyan edilen adrese gönderilir.
SGK Hakları: Dul ve Yetim Aylığı Bağlanması
Boşanma, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) nezdindeki haklarda büyük değişiklikler yaratır. Evli bir kadın, sigortalı eşinin vefatı halinde şartlara göre %50 veya %75 oranında dul aylığı almaya hak kazanırken, boşanma kararının kesinleşmesiyle eski eşi üzerinden doğan dul maaşı alma veya sağlık sigortasından yararlanma hakkı tamamen ortadan kalkar.
Buna karşın, boşanmış bir kadının kendi merhum anne veya babasından kalma “yetim aylığı” (ölüm aylığı) alma hakkı yeniden canlanır. SGK mevzuatına göre; evli olmayan, boşanmış veya dul kalmış kız çocukları, sigortalı bir işte çalışmadıkları sürece yaş sınırı aranmaksızın vefat eden sigortalı ebeveynlerinin maaşından düzenli olarak yararlanabilirler. Ancak hukuki bir uyarı yapmak gerekirse; sırf SGK’dan bu yetim aylığını alabilmek amacıyla resmiyette (muvazaalı olarak) boşanıp, gerçekte aynı evde eski eşiyle karı-koca hayatı yaşamaya devam edenler, SGK denetmenlerinin tespiti halinde ağır yaptırımlarla karşılaşır. Maaş derhal kesilir ve yıllarca ödenen tutarlar yasal faiziyle geri istenir.
Mirasçılık Sıfatının Sona Ermesi
Evliliğin bitmesinin en kesin ve geri döndürülemez sonuçlarından biri miras hukukunda yaşanır. TMK madde 181 açıkça belirtir ki: “Boşanan eşler, bu sıfatla birbirlerinin yasal mirasçısı olamazlar”. Boşanma kararı kesinleştiği saniye, taraflar arasındaki yasal mirasçılık bağı tamamen kopar. Ayrıca eşlerin evliyken birbirleri lehine yaptıkları ölüme bağlı tasarruflar (vasiyetnameler, miras sözleşmeleri) aksine bir hüküm yoksa kendiliğinden geçersiz (batıl) hale gelir.
Şayet çekişmeli boşanma davası devam ederken eşlerden biri talihsiz bir şekilde vefat ederse, evlilik ölümle sona erdiği için sağ kalan eş normal şartlarda mirasçı olur. Ancak ölen eşin çocukları veya diğer kanuni mirasçıları davaya devam ederek, sağ kalan eşin evliliğin bitmesinde “kusurlu” olduğunu ispatlarlarsa, sağ kalan eş miras hakkını tamamen kaybeder.
Sonuç: Baltacı Hukuk ile Güvenli ve Stratejik Hukuki Çözümler
Evlilik birliğini hukuki zeminde sonlandırmak, yalnızca bir aile hukuku davası açmaktan ibaret değildir. İçerisinde mülkiyetin el değiştirmesi, şirket hisselerinin bölünmesi, ticari sırların korunması, sigorta poliçelerinin feshi ve gelecekteki veraset planlamalarına kadar uzanan çok kapsamlı bir hukuki risk yönetimi barındırır. Baltacı Hukuk, bünyesindeki Sigorta, Ticaret, Gayrimenkul, Boşanma ve İcra Hukuku uzmanlıklarını tek bir çatı altında birleştirerek, müvekkillerine entegre ve tam korumalı bir hizmet ağı sunmaktadır.
Sürecin kusursuz bir şekilde, 1 ila 2 haftalık rekor sürelerde tamamlanabilmesi, tarafların malvarlıklarının güvence altına alınması ve on yıl sonra dahi ortaya çıkabilecek yeni dava risklerinin (katılma alacağı, değer artış payı, ziynet iadesi) sıfırlanması ancak yasal mevzuatı anlık takip eden profesyonel bir avukatlık hizmeti ile mümkündür. Bireylerin ve şirket sahiplerinin maddi ve manevi menfaatlerini maksimum seviyede korumak için, alanında uzman hukukçulardan destek almaları, yeni hayatlarına güvenle adım atmalarının en önemli teminatıdır.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
1. Anlaşmalı boşanma davasında duruşmaya gitmek zorunlu mudur, avukatım benim yerime katılabilir mi?
Evet, duruşmaya bizzat katılmanız kanuni bir zorunluluktur. Türk Medeni Kanunu’na göre aile mahkemesi hâkiminin, tarafların boşanma iradelerini hiçbir dış baskı altında kalmadan özgürce açıkladıklarını bizzat görmesi ve işitmesi şarttır. Profesyonel avukatınızın duruşmada bulunması ve sizi temsil etmesi, sizin yokluğunuzda davanın karara bağlanmasını sağlamaz. Duruşmaya mazeretsiz katılmamanız halinde dava reddedilir veya usul değiştirerek çekişmeli boşanmaya dönüşür.
2. Evliliğimiz henüz 1 yılı doldurmadı ancak her konuda anlaştık, yine de anlaşmalı boşanabilir miyiz?
Hayır, kanunen 1 yıl dolmadan anlaşmalı boşanma davası ikame edilemez. Mahkeme, süreyi doldurmamış bir evlilik için taraflar anlaşmış olsa dahi anlaşmalı boşanma kararı veremez. Bu durumda izlenmesi gereken hukuki strateji; “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” (şiddetli geçimsizlik) sebebine dayanarak çekişmeli bir boşanma davası açmak ve avukatların süreci ustalıkla yöneterek davayı en az tanık ve delille, hızla sonlandırmaya çalışmasıdır. Bir yıl dolduğunda dava anlaşmalıya dönüştürülebilir.
3. Eşimle kendi aramızda bir protokol yaptık ancak mal paylaşımını yazmayı unuttuk. Hakkımı kaybettim mi?
Hayır, hakkınızı kaybetmediniz. Anlaşmalı boşanma protokolünde mal paylaşımına (katılma alacağı, değer artış payı, ev ve araçların paylaşımı) ilişkin açık ve kesin bir “feragat” veya “ibra” beyanı yer almıyorsa, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 10 yıl içerisinde ayrı bir mal paylaşımı davası açma hakkınız saklı kalır. Ancak bu tür davalar yıllarca sürdüğü ve yüksek masraflar gerektirdiği için, bu hususun uzman bir avukat aracılığıyla protokolde en başından çözülmesi şiddetle tavsiye edilir.
4. Boşanma davası açılırken yatırılan mahkeme masraflarını eşimden talep edebilir miyim?
Dava açılırken ödenmesi zorunlu olan harç ve gider avansları (2026 yılı tarifesiyle yaklaşık 3.956,30 TL) usul gereği davayı açan (davacı) tarafça mahkeme veznesine peşin yatırılır. Ancak anlaşmalı boşanma sürecinde taraflar hazırlayacakları hukuki protokol ile bu masrafların kim tarafından karşılanacağını, karşı tarafa rücu edilip edilmeyeceğini veya yarı yarıya bölüşüleceğini serbest iradeleriyle kararlaştırabilirler.
5. Eşimle yurt dışında (Almanya’da) yaşıyoruz. Türkiye’ye hiç gelmeden konsolosluk üzerinden anlaşmalı boşanabilir miyiz?
Türkiye’de bir Aile Mahkemesinde “anlaşmalı boşanma” gerçekleştirebilmeniz için duruşma günü mutlaka Türkiye’ye gelerek hâkim karşısına bizzat çıkmanız gerekmektedir; konsolosluktan veya vekaletname ile uzaktan anlaşmalı boşanma yapılamaz. Eğer Türkiye’ye gelme imkânınız vize veya iş sebepleriyle kesinlikle yoksa, avukatınıza vereceğiniz vekaletname ile davanın Türkiye’de “çekişmeli boşanma” usulüyle (sizin katılımınız olmadan) yürütülmesini sağlayabilirsiniz. Diğer seçenek ise bulunduğunuz ülkenin yasalarına göre boşanıp, kararı Türkiye’de “Tanıma ve Tenfiz” ettirmektir.
6. E-Devlet üzerinden veya UYAP Vatandaş portalından kendi başıma anlaşmalı boşanma davası açabilir miyim?
E-Devlet altyapısı ve UYAP Vatandaş portalı üzerinden e-İmza veya Mobil İmza kullanılarak adliyeye gitmeden boşanma davası açmak teknik olarak mümkündür. Sisteme yazılı dava dilekçesi ve protokol taranarak yüklenir, harçlar da kredi kartı ile ödenebilir. Ancak, dava bu şekilde elektronik yolla açılsa dahi, duruşma günü adliyeye fiziken giderek hâkim karşısında sözlü beyanda bulunma zorunluluğunuz devam eder. Hukuki terimlerin yanlış kullanımı veya eksik talepler telafisi imkansız zararlar doğuracağından, davanın uzman avukatlar aracılığıyla profesyonelce yürütülmesi en güvenli yöntemdir.
YASAL UYARI: Bu içerik, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Yazıda yer alan bilgilerin, güncel mevzuat değişiklikleri veya somut olayınızın özelliklerine göre farklılık gösterebileceğini unutmayınız. Bu sitedeki bilgilere dayanarak hareket etmeden önce mutlaka uzman bir avukattan profesyonel hukuki destek almanızı öneririz. Bu nedenle, doğabilecek hak kayıplarından Baltacı Hukuk & Arabuluculuk sorumlu tutulamaz.
Yasal Bilgilendirme ve Telif Hakları
Bu platformda yer alan tüm makale, hukuki analiz ve özgün içeriklerin mülkiyet hakları münhasıran Baltacı Hukuk & Arabuluculuk ve Av. Şeref Baltacı’ya aittir. Paylaşılan tüm metinler, fikri mülkiyetin korunması ve hak sahipliğinin belgelenmesi amacıyla elektronik imzalı zaman damgası ile tescil edilmiştir. Yazılı onay alınmaksızın içeriklerin kopyalanması, özetlenmesi veya dijital mecralarda izinsiz yayınlanması durumunda yasal ve cezai yaptırımlar uygulanacaktır. Avukat meslektaşlarımızın sunulan içerikleri dava dilekçelerinde ve hukuki mütalaalarında referans göstermesi serbesttir.
Akademik Katkı ve Yazarlık Süreci
Hukuk dünyasına katkı sunmak isteyen akademisyen ve hukukçular, uygulamaya yönelik özgün makalelerini özgeçmişleri ile birlikte info@baltacihukuk.av.tr adresine ulaştırabilirler.
