Anasayfa » Kahramanmaraş Hukuk Rehberi » Kahramanmaraş İcra Avukatı | Alacak Tahsili & Haciz Takibi Nedir? Nasıl Yapılır? Fiyat, Süreci ve Seçenekleri

Kahramanmaraş İcra Avukatı | Alacak Tahsili & Haciz Takibi Nedir? Nasıl Yapılır? Fiyat, Süreci ve Seçenekleri

İçindekiler

İcra ve İflas Hukuku Kapsamında Alacak Tahsili ve Sürecin Temel Dinamikleri

Cebri icra hukuku, borçlarını kendi rızasıyla yerine getirmeyen borçluların, alacaklıların talebi üzerine devlet gücü kullanılarak borçlarını ifa etmeye zorlandığı son derece kapsamlı ve yasal bir çerçevedir. Bu süreç, hukuk sisteminin ekonomik istikrarı sağlama, ticari güveni tesis etme ve mülkiyet haklarını koruma işlevinin en temel yapı taşlarından birini oluşturur. Türkiye Cumhuriyeti İcra ve İflas Kanunu (İİK) hükümleri çerçevesinde yürütülen bu hukuki süreçler, alacaklının mülkiyet menfaatleri ile borçlunun ekonomik mahvını önleme amacı arasında hassas bir anayasal denge kurmayı hedefler. Alacak tahsili, yalnızca salt bir finansal transfer işlemi değil; sürelerin, yetki kurallarının, harçlandırma rejiminin ve usul hukuku kurallarının titizlikle işletilmesi gereken karmaşık bir yargısal faaliyettir.

Hukuki sürecinizle ilgili hak kaybı yaşamamak ve detaylı bilgi almak için profesyonel hukuki danışmanlık hizmeti alabilirsiniz.

Hukuki Danışmanlık Alın

Ulusal çapta olduğu gibi yerel düzeyde de icra müdürlükleri ve icra mahkemeleri bu sürecin yürütücü ve denetleyici organlarıdır. Türkiye’nin her ilinde, ekonomik hacme ve nüfus yoğunluğuna paralel olarak yapılandırılmış icra daireleri bulunmaktadır. Kahramanmaraş özelinde, güçlü bir sanayi kenti olmasının getirdiği yoğun ticari hacim, kurumsal tedarik zincirleri ve bireysel hukuki işlemler, icra dairelerinin iş yükünü belirgin şekilde artırmaktadır. Bu bağlamda, icra hukukunun teknik detaylarına hakimiyet, telafisi imkansız hak kayıplarının önüne geçilmesi adına kritik bir önem taşır. Haciz, muhafaza, kıymet takdiri, ihale ve paranın paylaştırılması aşamalarının her biri, kendi içinde bağımsız şikayet ve itiraz mekanizmalarını barındırır. Sürecin her aşamasında hukuki dinlenilme hakkı ve mülkiyet hakkı gözetilerek işlem tesis edilmesi, Adalet Bakanlığı mevzuatlarının, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarının da vazgeçilmez bir gereğidir.

Devletin egemenlik yetkisine dayanarak tesis ettiği cebri icra işlemleri, alacağın niteliğine ve ispat gücüne göre farklı takip yollarına ayrılmaktadır. Bir mahkeme ilamına dayanan takipler ile herhangi bir mahkeme kararına dayanmayan, yalnızca faturaya, senede, kira kontratına veya cari hesaba dayalı takipler arasında usuli açıdan derin uçurumlar bulunur. Bu farklılıklar, sürecin ne kadar sürede kesinleşeceğini, itiraz yollarının niteliğini ve hacze geçilme aşamasını doğrudan etkiler. Günümüzde dijitalleşmenin Türk yargı sistemine tam entegrasyonu sonucunda Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yürütülen icra işlemleri, şeffaflığı ve hızı muazzam ölçüde artırmış olsa da, sistemin teknik takibinin önemini daha da belirginleştirmiştir. Modern icra hukuku, sadece evrak takibinden ibaret olmayıp, dijital varlıkların, e-haciz süreçlerinin ve entegre devlet sistemlerinin anlık analizini gerektiren çok boyutlu bir disipline dönüşmüştür.

Kahramanmaraş İcra Daireleri, İcra Mahkemeleri ve Yetki Çerçevesi

İcra ve İflas Hukukunda yetki, takibin hangi yer icra dairesinde başlatılacağını belirleyen ve kural olarak kamu düzeninden sayılmayan, ancak borçlu tarafından süresinde itiraz edilmediği takdirde geçerlilik kazanan bir usul kuralıdır. Türkiye sınırları içerisinde yürütülecek icra işlemlerinde, borçlunun yerleşim yeri, sözleşmenin ifa yeri veya haksız fiilin gerçekleştiği yer gibi Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (HMK) belirtilen genel ve özel yetki kuralları uygulama alanı bulur. Kahramanmaraş ili sınırları içerisindeki icra organizasyonu, şehrin büyümesi, artan iş yükü ve idari yapılanma gereklilikleri doğrultusunda merkez ilçeler olan Onikişubat ve Dulkadiroğlu arasında yapılandırılmış bir yerleşkeye sahiptir.

Adalet Bakanlığı ve Kahramanmaraş Adliyesi’nin güncel idari yapılanmasına göre, icra müdürlükleri ve icra mahkemeleri farklı lokasyonlarda hizmet vermektedir. Geçmişte ana adliye binasında bulunan icra daireleri, fiziki kapasite ihtiyacı ve vatandaşların daha kolay erişim sağlaması amacıyla yeni hizmet binalarına taşınmıştır. Bu durum, fiili haciz ve muhafaza işlemlerinde, talimat icralarının (başka bir şehirden Kahramanmaraş’a yazılan haciz emirleri) yazımında ve yetki çevresinin belirlenmesinde ulusal çaplı tüm taraflar için dikkate alınması gereken fiili bir idari gerçektir. Örneğin, İstanbul’da başlatılan bir icra takibinde, borçlunun Kahramanmaraş’taki fabrikasında haciz yapılacaksa, işlemin hangi icra dairesi eliyle yürütüleceği bu fiziki ayrımlara göre belirlenir.

Kurum / Adli BirimGüncel Adres Bilgisiİletişim / Koordinat
Kahramanmaraş Adliyesi (Ana Bina)Cumhuriyet Mah. Prof.Dr.Necmettin Erbakan Bulvarı No:66 Onikişubat / Kahramanmaraş

0344 211 16 88

Kahramanmaraş İcra Daireleri (Tüm Müdürlükler)İsmet Paşa Mah. Azerbaycan Bulvarı, Büyükşehir Belediyesi Yanı, Dulkadiroğlu / Kahramanmaraş

0344 212 88 93 – 0344 212 88 98

İcra Hukuk ve Ceza MahkemeleriMimarsinan Mah. Bediüzzaman Bulvarı, Eylül Apt. Altı No:17, Onikişubat / Kahramanmaraş

0344 215 29 54

İcra dairesinin yetkisine itiraz, kural olarak ödeme emrinin borçluya tebliğinden itibaren yasal süreler (ilamsız takiplerde 7 gün) içerisinde yapılmalıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili dairelerinin yerleşik içtihatlarına göre, yetki itirazının hukuken geçerli olabilmesi için borçlunun, itiraz dilekçesinde yetkili gördüğü icra dairesini açık, şüpheye yer bırakmayacak ve doğru bir şekilde göstermesi zorunludur. Aksi takdirde, genel ifadelerle yapılan (örneğin “yetkisiz icra dairesinde takip açılmıştır” şeklindeki) yetki itirazı geçersiz sayılacak ve takip, itiraza konu edilen icra dairesinde kesinleşerek devam edecektir.

Yetki itirazının alacaklı tarafından kabulü veya mahkemece haklı bulunması halinde alacaklı, dosyanın yetkili Kahramanmaraş veya ilgili yer icra dairesine gönderilmesini talep edebilir. Bu gönderme işlemi için kanunda öngörülen yasal süreler içinde başvurulmaması, icra dosyasının işlemden kaldırılmasına yol açar. Kahramanmaraş İcra Dairesine ait Vakıfbank emanet, harç ve cezaevi yapı pulu hesap numaraları üzerinden gerçekleştirilen tüm tahsilat işlemleri, günümüzde şeffaf bir şekilde UYAP ortamına entegre biçimde yürütülmekte olup, nakit hareketleri tamamen elektronik ortamda denetlenmektedir.

Türkiye’de İcra Takibi Başlatma Süreçleri ve Çeşitleri

İcra takiplerinin tasnifi, alacağın hukuki niteliğine, ispat araçlarının kuvvetine ve borcun kaynağına göre şekillenir. Temel olarak Türk İcra Hukukunda takipler; ilamsız icra takipleri, ilamlı icra takipleri ve rehnin (ipoteğin) paraya çevrilmesi yoluyla takipler olmak üzere üç ana başlık altında incelenir. Her bir takip yolunun kendine has hazırlık süreçleri, tebligat aşamaları, borçluyu koruyan itiraz süreleri ve kesinleşme prosedürleri bulunmaktadır. Sürecin en başında hangi yöntemle yola çıkılacağının doğru tespiti, alacağın hem hızlı hem de yasal sınırlar içerisinde tahsil edilebilmesi için elzemdir. Yanlış bir takip yolunun seçilmesi, yıllar sürecek davalara ve yüksek icra inkar tazminatı risklerine neden olabilir.

İlamsız İcra Takibi Süreci ve Şartları

İlamsız icra takibi, alacaklının elinde herhangi bir mahkeme ilamı (kesinleşmiş veya kesinleşmemiş yargı kararı) bulunmaksızın, doğrudan icra dairesine başvurarak devleti harekete geçirdiği takip türüdür. Sadece para ve teminat alacakları için öngörülen bu yol, ticari hayatta faturaya, cari hesaba, kira sözleşmesine, aidat borçlarına veya hiçbir yazılı belgeye dahi dayanmayan şifahi alacakların tahsilinde en sık başvurulan standart yöntemdir. Bu sistem, alacaklının beyanını esas alarak başlar ancak borçluya çok güçlü bir itiraz hakkı tanıyarak dengeyi kurar.

İlamsız icra takibi, alacaklının veya vekilinin icra dairesine fiziken veya UYAP üzerinden elektronik ortamda sunduğu bir “Takip Talebi” ile başlar. Takip talebinde alacaklının ve borçlunun TC kimlik numaraları, tam adres bilgileri, alacağın Türk Lirası cinsinden net miktarı, faiz talebi varsa faizin türü (yasal, ticari, avans) ve başlangıç tarihi açıkça belirtilmelidir. Yabancı para birimi üzerinden alacak talebi varsa, bunun takip tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası karşılığının yazılması yasal bir zorunluluktur. İcra müdürü, takip talebinin kanuni şekil şartlarını taşıdığını tespit ettiğinde borçluya standart form olan bir “Ödeme Emri” (Örnek No:7) düzenler ve tebliğe çıkarır.

Borçlu, bu ödeme emrini tebliğ aldığı tarihten itibaren tam 7 gün içerisinde borcun tamamına, faiz oranına, icra dairesinin yetkisine veya varsa dayanak belgedeki imzaya itiraz edebilir. Borçlunun yetkili icra dairesine sunacağı basit bir dilekçe veya bizzat yapacağı sözlü beyan ile gerçekleştirilen itiraz, ilamsız icra takibini anında ve kendiliğinden durdurur. Bu aşamada icra müdürlüğünün, itirazın haklılığını, haksızlığını veya borçlunun yalan söyleyip söylemediğini inceleme yetkisi kesinlikle bulunmamaktadır; durdurma işlemi yasanın emredici hükmü gereği otomatik olarak gerçekleşir.

İtiraz edilmemesi halinde ise takip yasal olarak kesinleşir ve doğrudan cebri haciz aşamasına geçilir. Ayrıca, takibe itiraz etmeyen borçlu, yine aynı 7 günlük süre içerisinde icra dairesine mal beyanında bulunmakla yükümlüdür. Mal beyanında bulunmamak bir disiplin suçu teşkil eder ve İİK madde 76 uyarınca, borçlu mal beyanında bulununcaya kadar tazyik hapsi (disiplin hapsi) ile karşı karşıya kalabilir. Bu hapis cezası, borcun ödenmemesinden değil, devlete karşı malvarlığı durumunu bildirme yükümlülüğünün ihlal edilmesinden kaynaklanır ve bir defaya mahsus uygulanır.

İlamlı İcra Takibi ve Tehiri İcra (İcranın Geri Bırakılması) Mekanizması

İlamlı icra takibi, bir uyuşmazlığın mahkeme önünde tartışılarak karara bağlanması sonucunda ortaya çıkan mahkeme kararının (ilamın) veya kanunların ilam niteliğinde saydığı belgelerin (örneğin arabuluculuk anlaşma tutanakları, noter onaylı tahliye taahhütnameleri) icra dairesi aracılığıyla zorla yerine getirilmesi işlemidir. Mahkemelerce verilen eda (verme, yapma veya yapmama) hükmü içeren kararlar, ilamlı icraya konu edilebilir. İlamlı icrada borçluya gönderilen evraka “İcra Emri” (Örnek No:4 veya 5) denir ve ilamsız takibin aksine, borçlunun bu emre karşı salt bir dilekçe ile itiraz ederek takibi durdurma hakkı kesinlikle yoktur. İcra emrinde borçluya, mahkeme ilamının gereğini yerine getirmesi için alacağın türüne göre kural olarak 7 günlük bir süre tanınır.

Ancak hukuk sistemi, ilk derece mahkemesinin verdiği kararın istinaf (Bölge Adliye Mahkemesi) veya temyiz (Yargıtay) incelemesi sonucunda bozulma ihtimalini göz önüne alarak telafisi güç zararları önlemek adına “Tehiri İcra” (İcranın Geri Bırakılması) müessesesini ihdas etmiştir. Bir mahkeme kararı aleyhine üst yargı yoluna başvurulmuş olması, kural olarak o kararın icrasını durdurmaz. İcranın durdurulabilmesi için borçlunun aktif bir çaba göstermesi gerekir.

Süreç şu şekilde işler: Borçlu, ilamlı takibe konu edilen asıl borç tutarının tamamını, geçmiş gün faizlerini, icra masraflarını, avukatlık ücretini ve kararın onanması ihtimaline binaen hesaplanacak 90 günlük (üç aylık) gelecekteki faizi karşılayacak miktarda teminatı (nakit para, kesin ve süresiz banka teminat mektubu veya gayrimenkul rehni) icra dairesine depo eder. Teminatın yatırılması üzerine icra müdürü, borçluya üst mahkemeden “Tehiri İcra” kararı getirebilmesi için genellikle 90 günlük (bazen ek sürelerle 120 güne kadar) bir “Mehil Vesikası” verir.

2021 yılında yürürlüğe giren 7343 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile bu süreçte köklü ve kritik bir yasal değişiklik yapılmıştır. Eskiden tehiri icra kararı verme yetkisi doğrudan dosyayı inceleyecek olan Yargıtay veya Bölge Adliye Mahkemelerine aitken, yeni düzenleme ile bu yetki üst mahkemelerden alınarak, takibin yapıldığı yerdeki İcra Hukuk Mahkemelerine devredilmiştir. Bu modernizasyon, kırtasiyeciliği azaltmış, sürecin hızlanmasını sağlamış ve borçlunun üst mahkeme bürokrasisini beklerken mülkiyet haklarının haksız yere ihlal edilmesini büyük ölçüde engellemiştir. Borçlu, mehil vesikası süresi içerisinde icra mahkemesinden tehiri icra kararını alıp dosyaya sunduğunda, üst mahkemenin nihai zıt kararına kadar dosyaya yönelik tüm fiili icra işlemleri (haciz, muhafaza, satış) kanun gereği askıya alınır.

Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yolu ve Sıkı Şekil Şartları

Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) özel olarak düzenlenen poliçe, bono (emre muharrer senet) ve çek, hukukumuzda kambiyo senedi vasfına sahiptir. Alacaklının elinde geçerli, vadesi gelmiş ve şekil şartlarını eksiksiz taşıyan bir kambiyo senedi bulunması durumunda, genel haciz yoluna göre çok daha hızlı, agresif ve alacaklıyı üstün koruyan “Kambiyo Senetlerine Mahsus Haciz Yolu” ile takip başlatılabilir. İcra müdürü, takip talebi ekinde sunulan senedin aslını inceleyerek kambiyo vasfı taşıdığını ve vadesinin geldiğini tespit ettiğinde borçluya özel bir ödeme emri (Örnek No:10) gönderir.

Bu takip türünde itiraz süreleri, mekanizmaları ve sonuçları ilamsız takipten tamamen farklıdır. Borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren borca ve yetkiye itirazlarını 5 gün içerisinde, imzaya itirazını ise yine 5 gün içerisinde, ancak bu kez icra dairesine değil, doğrudan İcra Hukuk Mahkemesine dava yoluyla yapmak zorundadır. En önemli ve hayati fark şudur: İcra mahkemesine yapılan bu itiraz davaları, genel ilamsız haciz yolunun aksine, icra takibini ve haciz işlemlerini kendiliğinden durdurmaz. Borçlu mahkemeye başvursa dahi, alacaklı haciz işlemlerine devam edebilir.

İtirazın takibi durdurabilmesi için icra mahkemesi hakiminin dosya üzerinden yapacağı ilk incelemede itirazı ciddi bularak tedbiren takibin durdurulmasına karar vermesi gerekir. Özellikle imza itirazı davalarında (menfi tespit), borçlunun imzayı inkar etmesi ve mahkemece alınacak bilirkişi/kriminal rapor sonucunda imzanın borçluya ait olduğunun (itirazın haksızlığının) tespit edilmesi halinde borçlu, takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına ve ayrıca %10 oranında para cezasına mahkum edilir. Bu ağır yaptırımlar, borçluları asılsız itirazlarla süreci uzatmaktan caydırmak amacıyla tasarlanmıştır.

Haciz İşlemleri, Malvarlığının Tespiti ve Dijital Entegrasyon

Takibin ödeme emri aşamasını geçip kesinleşmesinin ardından tahsilat sürecinin fiili ve en belirleyici adımı olan haciz aşamasına geçilir. Geçmişte alacaklıların ve avukatların borçlunun malvarlığını bulmak için kurum kurum gezdiği dönemler, yerini UYAP’ın (Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi) merkezi entegrasyonlarına bırakmıştır. Günümüzde icra müdürlükleri, alacaklının talebi üzerine borçlunun Türkiye genelindeki Tapu ve Kadastro Bilgi Sistemi (TAKBİS) üzerinden gayrimenkullerini, Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM-PolNet) üzerinden araçlarını, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) üzerinden çalışma ve maaş kayıtlarını, Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) üzerinden hisse senetlerini, Posta ve Telgraf Teşkilatı (PTT) kayıtlarını ve Bankalararası Kart Merkezi/Merkez Bankası altyapısı üzerinden tüm banka mevduatlarını elektronik ortamda saniyeler içerisinde sorgulayabilmekte ve eşzamanlı e-haciz uygulayabilmektedir.

Borçlunun malvarlığı, asıl alacak miktarını ve ferilerini (geçmiş gün faizi, icra harçları, posta masrafları, avukatlık vekalet ücreti vb.) karşılayacak oranda haczedilir. Alacağı aşan miktarda yapılan hacizlere İcra ve İflas Hukukunda “Taşkın Haciz” denir ve borçlunun şikayeti üzerine icra mahkemesince iptal edilir. Haciz safhası, Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet hakkına devlet eliyle doğrudan müdahale niteliği taşıdığından, kanun koyucu haczedilemeyen mallar ve haklar konusunda kesin ve istisnai sınırlar çizmiştir. Borçlunun ve ailesinin asgari yaşamını sürdürebilmesi (yaşama hakkı), alacaklının tahsilat hakkından üstün tutulmuştur.

Maaş Haczi Müzekkeresi ve Emekli Aylıklarına Yönelik Güncel İçtihatlar

Maaş haczi, borçlunun SGK kayıtları üzerinden tespit edilen aktif işverenine veya çalıştığı kamu kurumuna gönderilen resmi bir haciz ihbarnamesi (müzekkere) ile gerçekleştirilir. Ekonomik dinamiklerin ve enflasyonist etkilerin hızla değiştiği 2026 yılı yasal düzenlemeleri ve İİK Madde 355, 356 ve 357 çerçevesinde, işveren bu müzekkereyi tebliğ aldığı andan itibaren adeta bir kamu görevlisi benzeri hukuki ve cezai sorumluluk altına girer. İşveren, işçisinin rızası olup olmadığını, borcu kabul edip etmediğini sorgulamaksızın kanuni emri yerine getirmekle mükelleftir ve 7 gün içerisinde icra dairesine maaş haczinin sıraya alındığına dair cevap vermek zorundadır.

Kanun, borçlunun asgari yaşam standardını korumak için çıplak net maaşının en fazla 1/4’ünün (yüzde 25’inin) her ay kesilerek icra dosyasına yatırılmasını emreder. Ancak işçi, icra dairesine bizzat giderek maaşının tamamının veya daha yüksek bir oranının kesilmesine kendi özgür iradesiyle muvafakat verebilir. Maaşa ek olarak ödenen ikramiye, liyakat primleri, ihbar ve kıdem tazminatlarının haczedilip edilemeyeceği konusu ise genellikle icra dairesinin işverene yazdığı müzekkerede belirtilen kapsam dahilinde değerlendirilir. Çoğu durumda, kıdem tazminatının tamamı haczedilebilirken, primlerin yine 1/4’ü haczedilebilmektedir.

Emekli maaşlarının haczi konusu ise tamamen farklı, çok daha katı hukuki korumalara tabidir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 93. maddesi ve İİK madde 83 uyarınca, SGK tarafından bağlanan yaşlılık, malullük, dul ve yetim aylıkları, yalnızca SGK’nın kendi alacakları ve kesinleşmiş nafaka borçları hariç olmak üzere borçlunun önceden muvafakati olmaksızın kesinlikle haczedilemez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun (HGK) emsal nitelikteki kararlarına göre; borçlunun kredi çekerken bankaya veya herhangi bir sözleşmede alacaklıya emekli maaşına haciz konulmasına yönelik önceden verdiği “peşin muvafakatler” kamu düzenine aykırı olup mutlak butlanla geçersizdir.

Geçerli bir muvafakat ancak icra takibi başlatılıp kesinleştikten sonra bizzat icra dairesinde verilebilir. Yargıtay HGK kararlarının getirdiği bir diğer kritik nokta şudur: Borçlu, takip kesinleştikten sonra özgür iradesiyle emekli maaşına haciz konulmasına rıza göstermiş ve kesintiler fiilen başlamışsa, kanun koyucu burada “kendi fiiliyle bağlılık” (venire contra factum proprium) ilkesini işletir. Borçlu, daha sonra bu kararından pişman olarak icra müdürlüğünden haczin kaldırılmasını talep edemez. Ancak, hukuka aykırı olarak konulmuş bir emekli maaşı haczi varsa, icra müdürlüğü bunu borçlunun şikayeti üzerine kendiliğinden kaldıramaz; bu işlemin iptali ancak İcra Hukuk Mahkemesinin vereceği yargısal bir karar ile mümkündür.

Üçüncü Kişilerdeki Mal, Hak ve Alacakların Haczi (İİK 89/1 İhbarnamesi)

Borçlunun fiilen kendi elinde bulunmayan, ancak bankalar, finans kuruluşları, kiracıları veya ticari ilişki içerisinde olduğu (mal sattığı, hizmet verdiği) üçüncü şahıslar nezdindeki doğmuş veya doğması muhtemel hak ve alacakları İİK madde 89’da düzenlenen özel bir prosedür ile haczedilir. Üçüncü kişiye (örneğin borçlunun çalıştığı bankaya veya mal tedarik ettiği şirkete) gönderilen birinci haciz ihbarnamesi (89/1) ile, borçluya ait mal, hak veya alacağın haczedildiği, borcun bundan böyle borçluya değil doğrudan icra dairesinin hesabına ödenmesi gerektiği ihtar edilir.

Üçüncü şahsın bu ihbarnameyi tebliğ aldığı tarihten itibaren 7 gün içinde “bizde böyle bir para yok”, “borçluya borcumuz bulunmamaktadır” veya “alacak rehinlidir” şeklinde icra dairesine yazılı bir itirazda bulunması gerekir. Eğer üçüncü şahıs bu ihbarnameyi dikkate almaz ve 7 günlük sessiz kalırsa, kanun gereği borç (veya mal) onun zimmetinde sayılır. Süreç daha sonra sırasıyla 89/2 (ikinci ihbarname) ve 89/3 (üçüncü ihbarname) ihbarnameleri ile devam ederek, borçlunun borcu üçüncü şahsın şahsi malvarlığına yansır. Bu durum, ticari hayatta büyük mağduriyetlere yol açabilmektedir. Bu nedenle işletmelerin, Kahramanmaraş veya diğer il icra dairelerinden şirket adreslerine tebliğ edilen 89/1 ihbarnamelerine karşı kurumsal hukuki danışmanlık alarak süresinde, doğru ve gerçeğe uygun cevap vermesi hayati bir risk yönetimi adımıdır.

Taşınır ve Taşınmaz Haczi ile 103 Davetiyesinin Fonksiyonu

Fiziki olarak adreslerde yapılan taşınır malların haczinde veya tapu sicili üzerinden elektronik olarak uygulanan taşınmaz (gayrimenkul) hacizlerinde “103 Davetiyesi” adı verilen belge büyük bir usuli ve anayasal öneme sahiptir. İİK Madde 102 ve 103 amir hükümleri gereği, haciz işlemi borçlunun bizzat kendisinin veya onu temsile yetkili bir vekilinin yokluğunda gerçekleştirilmişse, icra dairesi borçluya haciz tutanağının bir suretini ekleyerek 103 Davetiyesi adında bir tebligat gönderir.

Bu davet kağıdının gönderilmesinin temel felsefesi, borçlunun “hukuki dinlenilme hakkı” çerçevesinde malvarlığına el konulduğundan haberdar edilmesidir. 103 Davetiyesinin borçluya usulüne uygun olarak tebliği, borçlunun haczi öğrendiği anı yasal olarak kesinleştirir ve şikayet sürelerini (örneğin haczedilemeyen mallara yönelik haczedilmezlik şikayeti, aile konutu veya meskeniyet iddiası) başlatır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (HGK) içtihatlarına göre, icra dairesi borçluya usulüne uygun bir 103 davetiyesi göndermeyi ihmal etmişse, borçlunun şikayet süresi sonsuza kadar uzamaz. Böyle bir durumda, kıymet takdiri raporunun borçluya tebliğ edildiği tarih veya borçlunun icra dosyasına gelerek işlem yaptığı (haczi fiilen öğrendiği) tarih şikayet sürelerinin başlangıcı olarak kabul edilir. Özellikle borçlunun “haline münasip evi” üzerindeki meskeniyet iddialarının, haczin öğrenilmesinden itibaren 7 gün içinde İcra Mahkemesine ileri sürülmesi, borçlunun tek evinin satılarak barınma hakkının elinden alınmasını engellemek için yegane yoldur.

UYAP E-Satış Portalı ve İhale Aşamaları (2026 Güncel Uygulama)

Haczedilen menkul veya gayrimenkul malın devlet eliyle nakde çevrilmesi (satılması), alacağın tahsil edilmesindeki son fiili ve hukuki aşamadır. Geçmişte icra müdürlüklerinin fiziki mezat salonlarında, tellal bağırışları eşliğinde yapılan satışlar, 7343 sayılı yasal düzenleme ile Türkiye’de tamamen elektronik ortama (Adalet Bakanlığı UYAP E-Satış Portalı) taşınmıştır. Bu teknolojik reform, ihalelere ulusal çapta katılımı muazzam ölçüde artırmış, adil rekabet ortamını sağlamış, malın gerçek değerini bulmasını kolaylaştırmış ve fiziki ihalelerde sıkça karşılaşılan “ihaleye fesat karıştırma”, “baskı kurma” gibi mafyatik riskleri tamamen minimize etmiştir.

Yeni yasal çerçevenin getirdiği en vizyoner yeniliklerden biri de borçlulara, haczedilen kendi mallarının satışını talep etme hakkı tanınmasıdır. Eskiden sadece alacaklı satış isteyebilirken, artık borçlu da faiz yükünden kurtulmak için kendi malının E-Satış portalında satılmasını talep edebilmektedir. Haciz tarihinden itibaren 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içinde geçerli bir satış talebi yapılmaz ve satış avansı dosyaya yatırılmazsa, malın üzerindeki haciz İİK emredici hükümleri gereği kendiliğinden düşer (kalkar).

Bir malın elektronik ortamda ihaleye çıkarılabilmesi için öncelikle bağımsız bilirkişi heyetleri marifetiyle kıymet takdiri (değerleme) yapılması ve bu değerin taraflara tebliğ edilerek kesinleşmesi gerekir. Kıymet takdiri raporunun geçerlilik süresi kural olarak 2 yıldır; bu süre geçtikten sonra mal ihaleye çıkmamışsa, değişen ekonomik koşullar nedeniyle değerlemenin güncellenmesi zorunludur. E-Satış portalı üzerinden ihaleye katılmak isteyen tüm vatandaşların veya tüzel kişilerin, bilirkişi tarafından belirlenen muhammen bedelin (tahmini açılış değerinin) %10’u oranında teminatı nakit olarak ilgili icra dairesinin Vakıfbank IBAN hesaplarına yatırması veya elektronik teminat mektubu sunması zorunludur. İhalenin onaylanması ve malın satılabilmesi için sistem üzerinden verilen en yüksek teklifin, malın muhammen bedelinin en az %50’sini ve varsa o malın satışı için yapılan tüm masrafları ile rüçhanlı (öncelikli) alacakları kesinlikle karşılaması şarttır. İhale alıcısının, ihaleyi kazanmasına rağmen yasal süre içinde ihale bedelinin kalanını ödememesi, ihalenin iptaline, katılım teminatının yanmasına ve iki ihale arasındaki fiyat farkından şahsen sorumlu tutulmasına sebebiyet verebilir.

İcra Hukukunda İtiraz, Şikayet ve İptal Davaları

İcra süreçleri, icra müdürünün tek taraflı idari işlemleriyle yürüyen kontrolsüz bir mekanizma değildir; gerçekleştirilen her bir işlem, sıkı bir mahkeme denetimine açıktır. Borçlunun, alacaklının iddialarını bertaraf edebileceği, usulsüzlükleri düzelttirebileceği çeşitli usuli imkanlar bulunmaktadır.

İcra Dairesinin İşlemlerini Şikayet Yolu

İcra müdürü, görevini yerine getirirken kanunların kendisine verdiği yetki sınırları dışına çıkamaz. İcra memurunun yaptığı işlemin kanuna aykırı olması (örneğin haczedilemeyen bir eşyanın haczi), hadiseye uygun bulunmaması (hatalı hesaplama), bir hakkın yerine getirilmemesi veya haksız yere sürüncemede bırakılması durumunda, işlemin öğrenildiği tarihten itibaren 7 gün içinde İcra Hukuk Mahkemesi’ne şikayet yoluna başvurulur. Şikayet, teknik anlamda HMK’da tanımlanan bir “dava” değil, icra dairesinin idari nitelikteki işlemlerinin yargı organınca denetlenmesini sağlayan kendine özgü bir kanun yoludur. Örneğin, icra dosyasında hesaplanan tahsil harcının Maliye Bakanlığı oranlarına aykırı olması, süresi geçtiği halde haczin tapudan fek edilmemesi (kaldırılmaması) gibi hususlar şikayet konusudur.

İtirazın İptali Davası ve Arabuluculuk Şartı

İlamsız icra takibinde borçlunun 7 gün içinde ödeme emrine itiraz etmesi üzerine takip durduğunda, alacaklının takibin devamını sağlamak ve alacağına kavuşmak için elindeki en temel hukuki imkan “İtirazın İptali Davası” açmaktır. Bu dava, borçlunun itirazının alacaklıya usulüne uygun olarak tebliğ edildiği tarihten itibaren 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içerisinde açılmalıdır. Bir yıllık sürenin kaçırılması halinde alacaklının itirazın iptali davası açarak duran takibi canlandırma hakkı düşer; ancak genel hükümlere göre sebepsiz zenginleşme veya genel alacak davası açma hakkı saklı kalır.

Türk Ticaret Kanunu madde 4 ve 7155 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, eğer uyuşmazlık taraflar arasında ticari bir nitelik taşıyorsa (örneğin iki şirket arasındaki fatura alacağı), konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerine dayalı itirazın iptali davalarında Dava Şartı Arabuluculuk uygulaması mutlak surette zorunludur. Dava açılmadan önce Adliye Arabuluculuk Bürosuna başvurulmaması ve sürecin anlaşmazlıkla sonuçlandığına dair son tutanağın dava dilekçesine eklenmemesi, mahkemenin davayı esasa girmeden “usulden reddetmesi” ile sonuçlanır.

İtirazın iptali davası, İcra Mahkemelerinde değil, uyuşmazlığın özüne göre görevli genel mahkemelerde (Asliye Hukuk, Asliye Ticaret, İş Mahkemeleri vb.) görülür. Mahkeme, tarafların delillerini, tanık beyanlarını ve bilirkişi raporlarını inceleyerek derinlemesine bir yargılama yapar. Davada haklı çıkması halinde mahkeme borçlunun itirazını iptal eder ve duran icra takibi kaldığı yerden devam eder. Ayrıca, eğer alacaklı dava dilekçesinde açıkça talep etmişse ve borçlunun itirazında tamamen haksız/kötüniyetli olduğuna, alacağın “likit” (bilinebilir/hesaplanabilir) olduğuna kanaat getirilirse, borçlu aleyhine asıl alacak miktarının %20’sinden aşağı olmamak üzere İcra İnkar Tazminatına hükmedilir. Aynı şekilde, borçlunun davayı kazanması ve alacaklının takibi başlatmada ağır derecede haksız ve kötüniyetli olduğunun (örneğin ödenmiş senedi tekrar işleme koymak gibi) ispatlanması durumunda, borçlunun talebi üzerine alacaklı da %20 kötüniyet tazminatına mahkum edilebilir.

İtirazın Kaldırılması Davası (İİK 68 Çerçevesi)

İtirazın iptali davasının uzun süren (genellikle 1.5 – 2 yıl) yargılama süreci göz önüne alındığında, alacaklının elinde İİK Madde 68’de sayılan kesin delil niteliğinde güçlü belgeler varsa, kanun daha pratik bir yol öngörmüştür. Borçlunun bizzat imzasını ikrar ettiği (kabul ettiği) adi senetler, noter onaylı sözleşmeler, resmi dairelerin yetkileri dahilinde düzenledikleri kesin belgeler veya kredi kartı hesap özetleri gibi belgelere sahip olan alacaklı, itirazın tebliğinden itibaren 6 ay içerisinde doğrudan İcra Mahkemesinden “İtirazın Kesin Kaldırılması” talebinde bulunabilir. İcra mahkemesi, genel mahkemelere kıyasla dar yetkili bir mahkeme olup, tanık dinleyemez, yemin teklif edemez; sadece İİK 68’de sayılan evraklar üzerinden şekli bir inceleme yapar. Bu süreç, itirazın iptali davasına göre çok daha hızlı (birkaç ay içinde) sonuçlanan bir yoldur.

2026 Yılı İcra Harçları, Masrafları ve Avukatlık Ücretlendirme Çerçevesi

İcra prosedürü, devletin vergi dairesi ve icra teşkilatı aracılığıyla taraflara bir nevi “tahsilat hizmeti” sunması sebebiyle belirli harç ve yargılama giderlerinin peşin ödenmesini gerektirir. Harçların yasal dayanağı 492 Sayılı Harçlar Kanunu olup, her yıl sonunda açıklanan Yeniden Değerleme Oranına göre Adalet Bakanlığı ve Hazine ve Maliye Bakanlığı koordinasyonuyla Resmi Gazete’de yayımlanarak güncellenir. Ayrıca avukatların takip işlemlerinde harcadıkları mesainin karşılığı olan vekalet ücretleri, Türkiye Barolar Birliği (TBB) asgari ücret tarifesi sınırlarına ve Reklam Yasağı Yönetmeliği ilkelerine uygun olarak yasal güvence altına alınmıştır.

İcra Harçları ve Dosya Masrafları (2026 Güncel Verileri)

İcra takibi başlatılırken maktu (sabit) bir başvurma harcı ve alacak miktarı üzerinden nispi (oransal) bir peşin harç alınır. Borçludan tahsilat yapıldıkça veya haciz safhaları ilerledikçe devlet, icra safhasına göre farklılaşan oranlarda tahsil harcı kesintisi yapar.

2026 Yılı İcra Takibi Yargı Harçları ve Gider Kalemleri Tablosu

Harç / Masraf Kalemi2026 Yılı Güncel Tutarı / OranıHukuki Açıklama ve Kapsam
İcraya Başvurma Harcı

732,00 TL

Takip ilk başlatılırken devlete ödenen ve alacaklıdan peşin alınan maktu harç bedeli.
Nispi Peşin HarçBinde 5 (Yüzde 0.5)Takip talebindeki asıl alacak tutarı üzerinden hesaplanır, takibin başında alacaklıdan tahsil edilir.
İstinaf Kanun Yoluna Başvurma

2.002,00 TL

İlk derece mahkemesi kararının BAM (Bölge Adliye Mahkemesi) nezdinde incelenmesi için ödenir.
Temyiz Kanun Yoluna Başvurma

3.608,50 TL

BAM kararının Yargıtay nezdinde incelenmesi için yatırılan maktu başvuru harcı.
Tahsil Harcı (Hacizden Önce)

Yüzde 2,27

Borçluya ödeme emri tebliğ edildikten sonra, mallarına henüz haciz konulmadan borcun ödenmesi durumunda borçludan kesilen teşvik edici düşük oran.
Tahsil Harcı (Haciz Sonrası)

Yüzde 4,55

Borçlunun mallarına haciz şerhi işlendikten sonra veya UYAP e-satış ihalesi ile malın satılmasından sonra tahsil edilen meblağdan kesilen yüksek oran.
İcra Dairesi Dışı Memur İşlem Masrafı

1.718,80 TL

İcra memurunun adliye binası dışına çıkarak yaptığı fiili haciz, muhafaza ve tahliye işlemleri için alınan yolluk/masraf.

Yukarıda tabloda belirtilen maliyetlerin yanı sıra, tebligat giderleri (PTT normal tebligat veya 7201 sayılı kanuna göre elektronik/hızlı tebligat), kurumlara yazılan müzekkere posta ücretleri ve bilirkişi kıymet takdiri avansları da alacaklı tarafından sürecin yürümesi için dosya avans hesabına yatırılmak zorundadır. Ancak Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve İİK’nın temel felsefesi gereği, alacaklının hakkına kavuşmak için yaptığı tüm bu harç, masraf ve vekalet ücreti giderleri, icra dosyası nihayete erdiğinde borçlunun omzuna yüklenir ve asıl alacakla birlikte borçludan zorla tahsil edilir.

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) ve Yerel Uygulamalar

Türk Hukuk sisteminde avukatlık mesleği serbest bir meslek olmakla birlikte, avukatlık ücretleri serbest rekabet koşullarında tamamen keyfi olarak belirlenemez. Avukatlık Kanunu uyarınca, Türkiye Barolar Birliği tarafından her yıl yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin (AAÜT) altında bir vekalet ücreti kararlaştırılamaz ve bu meblağın altında iş kabul edilemez. Bu emredici kural, avukatlık mesleğinin onurunun korunması, emeğin sömürülmesinin engellenmesi ve haksız rekabetin önlenmesi amacını taşır. Türkiye’deki tüm barolar gibi, Kahramanmaraş Barosu da her yıl avukatlar ve müvekkiller (iş sahipleri) arasında ekonomik referans oluşturması amacıyla kendi bölgesel ekonomik dinamiklerini gözeterek “Tavsiye Niteliğinde En Az Ücret Tarifesi” yayımlamaktadır.

Sağlıklı bir alacak tahsili sürecinde avukatın üstlendiği maliyet planlaması şu kriterlere göre şekillenir:

  • İcra Mahkemelerinde Görülen İşler: TBB 2025-2026 tarifesine göre İcra Hukuk/Ceza Mahkemelerinde görülen şikayet, itirazın kaldırılması ve istihkak gibi davalarda duruşmasız işler için asgari 40.000 TL, duruşmalı işler için ise 80.000 TL vekalet ücreti belirlenmiştir.

  • İtirazın İptali ve Menfi Tespit Davaları: Asliye Hukuk veya Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülen daha kapsamlı ve uzun süreli bu tür uyuşmazlıklar için avukatlık asgari ücreti 120.000 TL olarak tayin edilmiştir.

  • İcra Takibi Oransal Ücretlendirmesi: İcra dairelerinde yürütülen takiplerde, tahsil edilen toplam meblağ üzerinden kademeli bir yüzdelik sistem uygulanır. Kahramanmaraş Barosu tavsiye kararlarına göre icra takiplerinde tahsilat üzerinden ilk 25.000 TL için %12, sonra gelen 35.000 TL için %11, sonra gelen 60.000 TL için %8 şeklinde azalan oranlı bir başarı primi/ücretlendirme referansı mevcuttur.

TBB Reklam Yasağı Yönetmeliği ve Hukuki Danışmanlık Standartları

Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği, avukatlık mesleğinin kamu hizmeti niteliğini korumak amacıyla, avukatların haksız rekabete yol açacak, doğrudan iş sağlama ve müşteri bulma amacına matuf, ticari bir zihniyetle reklam yapmasını kesin bir dille ve ağır disiplin cezalarıyla yasaklamaktadır. Resmi Gazete’de yayımlanarak 2024 yılında güncellenen mevzuata göre, avukatlar kendilerine ait elektronik ortamlarında (web siteleri) veya basılı yayınlarında müvekkil kazanımına yönelik iddialı ifadeler, “kesin tahsilat garantisi”, “en iyi avukat” gibi sıfatlar kullanamazlar. Ayrıca avukatlık hizmetini bir ticari marka gibi konumlandıracak tescil başvuruları yapamaz ve resmi makamların (örneğin Adalet Bakanlığı) mühürleriyle karıştırılabilecek logolar kullanamazlar.

Bu bağlamda, Türkiye genelinde veya Kahramanmaraş sınırları içinde alacak tahsili ve icra hukuku süreçlerine dair araştırma yapan vatandaşların ve ticari şirketlerin, internet ortamında edinecekleri bu tür içeriklerin salt bilimsel, akademik ve bilgilendirici nitelikte olduğunu bilmesi gerekir. Alacaklı veya borçlu vekili sıfatıyla profesyonel hukuki destek alırken, avukatların bu etik, yasal ve kurumsal sınırları göz önünde bulundurduğu unutulmamalıdır. İcra ve iflas avukatlığı, sadece borcun borçludan cebren alınması yönünde kaba bir eylem değil; son derece katı şekli usul kurallarına kati itaat, potansiyel hak ihlallerinin tespiti, sürelerin saniye saniye takibi ve uyuşmazlığın kanuni sınırlar içinde en verimli şekilde çözümlenmesi sanatıdır.


Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Kahramanmaraş’ta başlattığım icra takibi fiilen hangi adliyede yürütülür?

Kahramanmaraş merkezdeki tüm icra müdürlükleri, alınan idari bir kararla ana adliye binasından çıkarılarak Dulkadiroğlu ilçesinde bulunan yeni yerleşkeye (İsmet Paşa Mah., Azerbaycan Bulvarı, Büyükşehir Belediyesi yanı) taşınmıştır. Dolayısıyla dosya açılış, haciz ve tahsilat işlemleri bu binada yürütülmektedir. Ancak icra dosyalarına karşı açılacak davalar, itirazlar ve memur muamelesini şikayetler, Onikişubat ilçesinde bulunan İcra Mahkemeleri binalarında (Mimarsinan Mah.) görülmektedir.

İlamsız icra takibine tam olarak kaç gün içinde itiraz etmeliyim?

İlamsız icra takiplerinde borçluyu koruyan yasal süre son derece kısadır. İcra dairesi tarafından gönderilen “Örnek No:7” ödeme emrinin size, kanuni temsilcinize veya MERNİS adresinizdeki muhtarlığa usulüne uygun olarak tebliğ edildiği tarihi takip eden günden başlamak üzere tam 7 (yedi) gün içerisinde itiraz etmeniz kanuni zorunluluktur. Bu sürenin bir gün dahi kaçırılması halinde takip hukuken kesinleşir ve doğrudan banka hesaplarınıza, maaşınıza veya tapunuza haciz safhasına geçilir.

İcra müdürlüğü emekli maaşıma borcumdan dolayı doğrudan haciz koyabilir mi?

Hayır, koyamaz. 5510 Sayılı Kanun’un emredici hükümleri ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun (HGK) yerleşik içtihatları doğrultusunda, SGK tarafından bağlanan emekli aylıklarına (nafaka borçları ve SGK’nın kendi prim alacakları kesinlikle hariç olmak üzere) haciz konulabilmesi için borçlunun icra dairesine giderek bizzat muvafakat (rıza) vermesi zorunludur. İcra müdürü, kendi inisiyatifiyle veya sadece alacaklı avukatının talebi üzerine, borçlunun onayı olmadan emekli aylığına haciz şerhi işleyemez.

Haciz ihbarnamesi (89/1) alan işveren veya üçüncü kişi olarak ne yapmalıyım?

Size, esnaf işletmenize veya şirketinize gönderilen 89/1 haciz ihbarnamesini tebliğ aldığınız tarihten itibaren 7 gün içerisinde İcra Dairesine mutlaka yazılı olarak dönüş (cevap) vermeniz gerekmektedir. İlgili borçlunun sizde bir alacağı, maaşı veya hak edişi yoksa “kurumumuz nezdinde borçluya ait hak ve alacak bulunmamaktadır” şeklinde itiraz edilmeli; eğer varsa kanuni sınırda yasal kesinti (örneğin net maaşın 1/4’ü) yapılarak icra dairesinin resmi Vakıfbank dosyasına yatırılmalıdır. Sessiz kalmak, borcu kabul etmek anlamına gelir ve şirketinizin malvarlığını tehlikeye atar.

İcra hukukunda 103 Davetiyesi nedir ve neden bu kadar önemlidir?

103 davetiyesi, icra memurunun siz (borçlu) orada değilken (yokluğunuzda) gayrimenkulünüz (ev, arsa) veya menkul mallarınız (araç, ev eşyası) üzerine UYAP üzerinden veya fiilen haciz koyduğunu size resmen bildiren bir bilgilendirme tebligatıdır. Bu kritik belgenin size tebliği ile birlikte süreler işlemeye başlar. Özellikle haczedilen taşınmaz “haline münasip tek eviniz” ise, meskeniyet iddiasında (haczedilmezlik şikayeti) bulunma süreniz (tebliğden itibaren 7 gün) bu davetiyeyi aldığınız an başlar.

İtirazın iptali davasında hükmedilen “icra inkar tazminatı” ne anlama gelir?

İcra inkar tazminatı, aslında borcu olduğunu bildiği halde, sırf alacaklıyı oyalamak, süreci uzatmak ve tahsilatı geciktirmek amacıyla haksız ve kötü niyetli olarak ilamsız icra takibine itiraz eden borçluya karşı kanunun öngördüğü mali bir yaptırımdır. İtirazın iptali davası sonucunda borçlu tamamen haksız bulunursa, alacaklının dava dilekçesinde açık talebi de bulunmak şartıyla, mahkeme borçluyu asıl alacak miktarının %20’sinden aşağı olmamak üzere ekstra bir tazminat ödemeye mahkum eder.

UYAP E-Satış üzerinden ihalesine girip kazandığım malı almaktan vazgeçersem ne olur?

Sisteme giriş yapıp ihaleye teklif verebilmek için yatırdığınız %10 oranındaki nakit teminat, malın ihalesini kazanmanıza rağmen yasal ihale bedelini (ve KDV/Damga vergisi gibi eklentilerini) kanunun tanıdığı 7 günlük sürede icra dosyasına ödemezseniz yanar (hazineye irat kaydedilir). Bununla da kalmaz, mal yeniden ihaleye çıkarılır ve eğer ikinci ihalede mal daha düşük bir bedele satılırsa, aradaki fiyat farkından ve geçen sürenin yasal faizinden şahsen sorumlu tutulursunuz.

İcra dosyası yasal olarak ne zaman düşer ve zaman aşımı süresi ne kadardır?

İcra takibinin yasal olarak kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içinde alacaklı veya vekili tarafından borçlunun mallarına yönelik herhangi bir haciz işlemi uygulanmaz veya haczedilen malların satışı talep edilmezse dosya işlemden kaldırılır (halk arasındaki tabirle düşer). Ancak dosyanın işlemden kalkması, borcun tamamen silindiği anlamına gelmez; alacaklı “yenileme harcını” devlete ödeyerek takibi istediği zaman tekrar aktif hale getirebilir. İlamlı takiplerde (mahkeme kararına dayananlarda) ise kararın zaman aşımı süresi kural olarak 10 yıldır.

Yasal Bilgilendirme ve Telif Hakları

Bu platformda yer alan tüm makale, hukuki analiz ve özgün içeriklerin mülkiyet hakları münhasıran Baltacı Hukuk & Arabuluculuk ve Av. Şeref Baltacı’ya aittir. Paylaşılan tüm metinler, fikri mülkiyetin korunması ve hak sahipliğinin belgelenmesi amacıyla elektronik imzalı zaman damgası ile tescil edilmiştir. Yazılı onay alınmaksızın içeriklerin kopyalanması, özetlenmesi veya dijital mecralarda izinsiz yayınlanması durumunda yasal ve cezai yaptırımlar uygulanacaktır. Avukat meslektaşlarımızın sunulan içerikleri dava dilekçelerinde ve hukuki mütalaalarında referans göstermesi serbesttir.


Akademik Katkı ve Yazarlık Süreci

Hukuk dünyasına katkı sunmak isteyen akademisyen ve hukukçular, uygulamaya yönelik özgün makalelerini özgeçmişleri ile birlikte info@baltacihukuk.av.tr adresine ulaştırabilirler.