Ticari Sözleşme Avukatı: Hazırlama, İnceleme ve İhlal Davaları
İçindekiler
ToggleModern ticaret hayatının giderek karmaşıklaşan yapısı, küresel tedarik zincirlerinin birbirine entegre olması ve dijital dönüşümün getirdiği yeni iş modelleri, ticari aktörler arasındaki hukuki ilişkilerin kusursuz bir mimari ile inşa edilmesini zorunlu kılmaktadır. Şirketlerin ticari faaliyetlerini sürdürebilmeleri, sermayelerini koruyabilmeleri ve muhtemel hukuki ihtilaflarda kanuni haklarını savunabilmeleri, sağlam temellere oturtulmuş ticari sözleşmelerle mümkündür. Bu bağlamda, ticaret hukuku disiplini, ticari ilişkinin henüz doğum aşamasında stratejik bir işlev görmektedir.
Hukuki sürecinizle ilgili hak kaybı yaşamamak ve detaylı bilgi almak için profesyonel hukuki danışmanlık hizmeti alabilirsiniz.
Hukuki Danışmanlık AlınTicari sözleşme avukatı, şu şekilde tanımlanır: Ticari işletmelerin ve tacirlerin taraf olduğu ulusal veya uluslararası sözleşmelerin mevzuata uygun şekilde hazırlanması, hukuki risklerinin denetlenmesi ve sözleşme ihlallerinden doğan uyuşmazlıkların yargı veya tahkim yollarıyla çözümlenmesi süreçlerini profesyonel bir çerçevede yürüten uzman hukukçudur.
Türkiye genelinde faaliyet gösteren ticari işletmelerin tabi olduğu hukuki normlar, ulusal mevzuat (başta Türk Ticaret Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu) çerçevesinde şekillenmektedir. Baltacı Hukuk tarafından kamuoyunu aydınlatmak amacıyla hazırlanan bu kapsamlı rehber, ticari sözleşmelerin hazırlanmasından incelenmesine, ihlal durumlarında devreye giren dava süreçlerinden alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerine kadar tüm hukuki aşamaları, güncel Yargıtay içtihatları ve 2024 yılı yasal mevzuat değişiklikleri ekseninde derinlemesine incelemektedir. Sunulan bilgilerin tamamı, Türkiye Barolar Birliği’nin Reklam Yasağı Yönetmeliği’ne uygun biçimde, tamamen nesnel, bilgilendirici ve hukuki bir perspektifle kaleme alınmıştır.
Türk Ticaret Hukukunda Sözleşmelerin Temel Dinamikleri ve Hukuki Çerçeve
Türk hukuk sisteminde sözleşmeler hukuku, temelini 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda (TBK) yer alan genel hükümlerden almaktadır. İki veya daha fazla kişinin belirli bir hukuki sonuç doğurmak amacıyla karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanında bulunmaları, bir sözleşmenin varlık kazanması için yeterli temel koşuldur. Hukukumuzda hakim olan “sözleşme serbestisi” ilkesi uyarınca taraflar, kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı olmamak koşuluyla sözleşmenin tipini ve içeriğini serbestçe tayin edebilmektedirler.
Bu geniş alan, ticari sözleşmeler söz konusu olduğunda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) emredici hükümleri ile sınırlandırılır. Bir hukuki ilişkinin “ticari iş” olarak nitelendirilmesi, o ilişkiye uygulanacak faiz oranlarından yetkili mahkemelere, zaman aşımı sürelerinden ispat kurallarına kadar hukuki rejimi değiştirmektedir. TTK hükümlerine göre, bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari iş niteliğindedir. Sözleşmenin taraflarından birinin tacir olması ve yapılan işlemin onun ticari işletmesiyle ilgili bulunması halinde, kural olarak bu işlem ticari iş sayılmaktadır.
Ticari sözleşmeleri diğer tüketici veya adi nitelikteki sözleşmelerden ayıran en kritik kavram “basiretli tacir” standardıdır. Tacir, ticari faaliyetlerini yürütürken basiretli bir iş insanı gibi hareket etmek; yani imzaladığı sözleşmelerin hukuki ve mali sonuçlarını öngörmekle yükümlüdür. Bu yasal karine, sıradan vatandaşlar için geçerli olabilen “tecrübesizlik” mazeretinin tacirler için kural olarak geçersiz olmasına yol açar. Bu katı yasal altyapı, sözleşme hazırlık süreçlerinde hukuki danışmanlık alınmasını bir tercih olmaktan çıkarıp işletmeler için zorunluluk haline getirmektedir.
Ticari Sözleşme Türleri ve Karşılaştırmalı Hukuki Rejimleri
Ticari hayatta karşılaşılan sözleşmeler, şirketlerin faaliyet alanlarına göre geniş bir yelpazede çeşitlenir. Bunların bir kısmı kanunlarda ismen sayılan “tipik” sözleşmelerken, önemli bir kısmı da isimsiz (sui generis) veya karma sözleşmelerden oluşmaktadır. Tarafların haklarının doğru belirlenebilmesi için sözleşmenin niteliğinin hatasız teşhis edilmesi esastır.
Aşağıdaki tablo, Türk hukukunda karşılaşılan ticari sözleşme türlerini, yasal dayanaklarını ve dikkat edilmesi gereken noktaları karşılaştırmaktadır:
| Ticari Sözleşme Türü | İlgili Yasal Mevzuat | Temel Fonksiyonu | Kritik Risk ve Uyuşmazlık Noktaları |
| Ticari Satım Sözleşmeleri | TBK ve TTK | Tacirler arası ürün veya hizmet alım satımını düzenler. | TTK m. 23 uyarınca ayıp ihbar süreleri kısadır (açık ayıplarda 2, gizli ayıplarda 8 gün). Bu sürelerin kaçırılması hak kayıplarına yol açar. |
| Acente ve Distribütörlük | TTK m. 102 vd. | Ürünlerin belirli bir bölgede sürekli olarak pazarlanması. | Sözleşme sona erdiğinde, müşteriler nedeniyle acentenin talep edebileceği “denkleştirme tazminatı” ihtilaf konusudur. |
| Eser (İnşaat / Yazılım) | TBK m. 470 vd. | Bedel karşılığında bir eserin (fabrika, yazılım) yapılması. | Eserin ayıplı teslimi, gecikmeler ve eserin kabul aşamasındaki muayene ve bildirim külfetinin ihmali. |
| Ortak Girişim (Joint Venture) | TBK Adi Ortaklık | Şirketlerin projeler için güçlerini birleştirmesi. | Yönetim haklarının paylaşımı, zarara katılım oranları ve rekabet yasaklarının sınırları. |
| Cari Hesap Sözleşmeleri | TTK m. 89 | Alacakların kalem kalem kaydedilip, periyodik hesaplaşılması. | TTK m. 89/2 uyarınca sözleşmenin mutlaka “yazılı” yapılma zorunluluğu vardır. Aksi halde ispat zorlukları doğar. |
| Ticari Kira Sözleşmeleri | TBK | İşyerleri, fabrikalar veya depoların kullanım hakkı devri. | Çatılı işyeri tahliye sebeplerinin kanunla sınırlandırılmış olması, dövizli artış kısıtlamaları. |
| Kefalet Sözleşmeleri | TBK m. 581 vd. | Kredi veya mal alımlarının teminat altına alınması. | Kefilin sorumlu olacağı azami miktarın ve kefalet tarihinin kendi el yazısı ile yazılmaması kesin hükümsüzlük sonucunu doğurur. |
Özellikle sınır ötesi ticari ilişkilerde, Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşması (CISG) kurallarının devreye girip girmeyeceğinin belirlenmesi stratejik bir önem taşır.
Sözleşme Hazırlama ve İnceleme Süreci (Hukuki Adımlar)
Ticari sözleşmeler, şirketlerin mali yapılarını güvence altına alan yasal metinlerdir. Matbu (şablon) sözleşmeler uyuşmazlık anında şirketleri savunmasız bırakabilir. Kapsamlı bir sözleşme hazırlama süreci, sistematik adımların takip edilmesini gerektirir:
Müzakere Aşaması (Culpa in Contrahendo): Sözleşme metni oluşmadan önceki görüşme evresi hukuken bağlayıcılık taşır. Medeni Kanun m. 2 dürüstlük kuralı gereğince, müzakereler sırasında yanıltıcı bilgi verilmesi veya görüşmelerin haksız yere aniden kesilmesi durumunda, “sözleşme öncesi sorumluluk” (culpa in contrahendo) çerçevesinde tazminat yükümlülüğü doğabilir. Bu aşamada Gizlilik Sözleşmeleri (NDA) kullanılması büyük önem taşır.
Tarafların ve Şekil Şartlarının Tespiti: Sözleşmenin aktörleri şüpheye mahal bırakmayacak şekilde (vergi numaraları, MERSİS kayıtları ile) tanımlanmalıdır. Ayrıca, kanunun öngördüğü özel bir şekil şartı olup olmadığı denetlenmelidir. Belirli sözleşmelerin (örn: gayrimenkul satış vaadi) noter huzurunda resmi şekilde yapılması şarttır.
Özel Şartların (Cezai Şart, Sorumluluk) Yapılandırılması: Borcun zamanında ifa edilmemesi halinde işletilecek temerrüt faizleri ve cezai şartlar açıkça belirlenmelidir. Ancak, sorumluluğu tamamen kaldıran kayıtlar hazırlanırken, TBK m. 115 uyarınca “ağır kusur” durumunda sorumluluğun önceden kaldırılamayacağı kuralı unutulmamalıdır.
Mali Yükümlülükler ve Döviz Sınırlandırmaları: 32 Sayılı Karar kapsamındaki dövizle sözleşme yapma yasağı sınırları gözetilmelidir. Damga vergisi gibi mali külfetlerin kime ait olacağı netleştirilmelidir. (Not: 2025 yılı damga vergisi oranlarına göre mukavelenameler binde 9,48 oranında vergiye tabidir.)
Uyuşmazlık Çözüm Yeri: Muhtemel bir ihtilafta hangi mahkemelerin veya tahkim merkezlerinin yetkili olacağı belirlenmelidir.
İmza ve Temsil Yetkisi Kontrolleri: Karşı tarafın imza yetkililerinin güncel Ticaret Sicil Gazetesi ve imza sirküleri üzerinden teyit edilmesi şarttır. Şirketi ancak “müşterek imza” ile bağlayabilecek bir yetkilinin münferiden attığı imza, kurumu taahhüt altına sokmayabilir.
Sözleşme İhlali ve Uyuşmazlıkların Doğuşu
Piyasa koşullarındaki değişimler veya operasyonel aksaklıklar, ticari sözleşmelerin ihlaline (adem-i ifa) yol açabilmektedir. Bu durumlar genellikle borcun hiç ifa edilmemesi, zamanında ifa edilmemesi (temerrüt) ve ayıplı (kusurlu) ifa edilmesi şeklinde ortaya çıkar.
İhlal gerçekleştiğinde, yasal hakların kullanılabilmesi için TTK m. 18/3 hükmüne uygun hareket edilmelidir. Bu maddeye göre tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmek, sözleşmeyi feshetmek veya dönmek maksadıyla yapılacak ihbarların “noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta (KEP) sistemi ile” yapılması zorunludur.
Son yıllarda yaşanan makroekonomik dalgalanmalar, TBK m. 138 kapsamında “aşırı ifa güçlüğü” nedeniyle sözleşmenin mahkeme eliyle uyarlanması taleplerini de beraberinde getirmiştir. Borçlu taraf, öngörülemez olaylar sebebiyle ifanın kendisi için katlanılamaz hale geldiğini ileri sürerek hakimden sözleşme şartlarının değiştirilmesini talep edebilmektedir.
Vurgulanan İstatistik Kutusu: Yargı Yükü ve Yargılama Süreleri
Ticari ihtilafların devlet mahkemelerinde çözüm süreci, şirketlerin hukuki stratejilerini belirleyen bir faktördür.
Görülmekte Olan Dosyalar: Adalet Bakanlığı 2024 Adli İstatistikleri Raporu verilerine göre, cumhuriyet başsavcılıklarında toplam 11 milyon 661 bin 519 dosya görülmüş, bu dosyaların yaklaşık 6 milyonu bir sonraki yıla devretmiştir.
Yargıtay İnceleme Süreleri: Hukuk mahkemelerinden çıkan kararların temyiz mercii olan Yargıtay Hukuk Dairelerinde, 2024 yılı itibarıyla dosyaların ortalama karara bağlanma süresi 240 gün olarak ölçülmüştür. Bazı dairelerde (örneğin 8. Hukuk Dairesi) bu süre 466 güne kadar çıkabilmektedir.
Çıkarım: Yalnızca Yargıtay aşamasının aylar sürdüğü bu istatistiksel tablo, şirketlerin ihtilafları dava yoluna gitmeden önce çok iyi kaleme alınmış sözleşmeler, arabuluculuk veya tahkim mekanizmaları ile çözmelerinin ticari ve hukuki önemini ortaya koymaktadır.
Uyuşmazlık Çözüm Yolları: Devlet Mahkemeleri, Zorunlu Arabuluculuk ve Tahkim
Ticari uyuşmazlıklarda Türk hukuk sistemi içerisinde tercih edilebilecek ve/veya başvurulması kanunen zorunlu kılınan çözüm mercileri mevcuttur.
1. Dava Şartı Olarak Zorunlu Arabuluculuk
7155 sayılı Kanun ile Türk yargı sistemine getirilen düzenleme uyarınca; konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda, mahkemeye dava açılmadan önce “arabulucuya” başvurulması zorunludur. Dava açılmadan önce bu sürecin tamamlanmaması halinde mahkeme, davayı esasa girmeden “dava şartı yokluğu” nedeniyle reddetmektedir. Arabuluculuk, sürecin tarafların kontrolünde ve gizlilik içerisinde yürütüldüğü bir mekanizmadır. Anlaşma sağlanamaması halinde süreç bir tutanakla son bulur ve dava açma hakkı elde edilir.
2. Devlet Mahkemeleri (Asliye Ticaret Mahkemeleri)
Arabuluculukta uzlaşma sağlanamaması üzerine uyuşmazlıklar Asliye Ticaret Mahkemelerine taşınır. Ticari davalar; TTK’da açıkça sayılan “mutlak ticari davalar” ve her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren “nispi ticari davalar” olarak ikiye ayrılır. Mahkeme süreçleri kamu gücüyle nihai çözüm sağlasa da, usuli işlemler ve bilirkişi incelemeleri yargılama sürelerini uzatabilmektedir.
3. Tahkim (Arbitration) ve ISTAC Kuralları
Alternatif bir yol olan tahkim, uyuşmazlığın devlet mahkemeleri yerine bağımsız hakemler (veya hakem heyetleri) tarafından çözümlenmesidir. Sözleşmeye eklenen bir tahkim şartı ile taraflar, ihtilafın örneğin İstanbul Tahkim Merkezi (ISTAC) veya Ankara Tahkim ve Arabuluculuk Merkezi (ATOTAM) kuralları uyarınca çözülmesini kararlaştırabilirler. Tahkim yargılaması mahkemelere kıyasla daha hızlıdır ve tamamen gizlilik ilkesine dayanır; böylelikle ticari sırlar kamuoyuna ifşa olmamış olur.
Yargıtay İçtihatları Işığında Ticari Sözleşmelerde Cezai Şart
Cezai şart (ceza koşulu), borçlunun edimini zamanında veya gereği gibi yerine getirmemesi halinde alacaklıya ödemeyi taahhüt ettiği maktu tazminat bedelidir. Borçlar Kanunu’na (TBK m. 182) göre hakim aşırı gördüğü cezai şartı kendiliğinden indirmekle yükümlü olsa da, Türk Ticaret Kanunu (TTK m. 22) bu kurala ticari ilişkiler için sert bir istisna getirmiştir: “Tacir sıfatını haiz borçlu, kararlaştırılan cezai şartın fahiş olduğu gerekçesiyle indirilmesini isteyemez.”
“İktisaden Mahvına Sebep Olma” İçtihadı Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bu kuralın uygulanmasının yarattığı mağduriyetleri hakkaniyet ekseninde yorumlamıştır. İstikrar kazanmış Yargıtay kararlarına göre; talep edilen cezai şart miktarı ilgili tacirin ekonomik ödeme kabiliyetini tamamen çökertecek, ticari hayatını sona erdirecek, yani “iktisaden mahvına” sebep olacak düzeydeyse, hakimin bu cezai şarta müdahale etmesi ve iptali / indirimi yönünde karar vermesi hukuken mümkündür.
Şehir Bazlı Varyasyonlar: Ticari Dinamiklerin Bölgesel Yansıması
Sözleşme uygulamaları ulusal mevzuata dayansa da, Türkiye’deki büyük şehirlerin sektörel yapısı, ihtilafların doğasını şekillendirmektedir:
İstanbul: Finans, gayrimenkul ve teknoloji şirketlerinin yoğunluğu nedeniyle uluslararası yabancılık unsuru taşıyan (İngilizce/Türkçe çift dilli) sözleşmeler, hisse devir (M&A) sözleşmeleri ve yazılım geliştirme hukuku ön plandadır. Tahkim kurumu (ISTAC) ağırlıklı olarak bu metropolde pratik bulmaktadır.
Ankara: Kamu kurumlarının merkezde olması sebebiyle kamu ihaleleri, savunma sanayii tedarik sözleşmeleri ve ATOTAM (Ankara Ticaret Odası Tahkim Merkezi) nezdinde çözümlenen arabuluculuk/tahkim dosyaları yoğunluktadır.
İzmir: Liman kenti kimliğiyle deniz ticareti ve lojistik odaklı uyuşmazlıklar sıklıkla görülür. Navlun (taşıma) sözleşmeleri, INCOTERMS kapsamındaki teslim şekilleri ve tarımsal ihracat sözleşmeleri hukuki dokuyu oluşturur.
TBB Reklam Yasağı Yönetmeliği ve Hukuki Etik Standartlar
Türkiye’de avukatlık mesleğinin icra standartları, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ve bu kanuna dayanılarak yürürlüğe konulan yönetmeliklerle son derece katı kurallara bağlanmıştır. Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği, avukatların ve hukuk bürolarının iş temin etme veya kendilerini ticari bir işletme gibi pazarlama gayesi gütmesini, haksız rekabet yaratacak vaatlerde bulunmasını kesin surette yasaklamaktadır.
2024 Yılı Yönetmelik Güncellemeleri:
9 Ağustos 2024 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” ile bu kurallar çok daha sıkı hale getirilmiştir. Güncel düzenlemelere göre:
Avukatlık bürolarının ve ortaklıklarının, yurt içi veya yurt dışında “irtibat bürosu” veya “çözüm ortakları” gibi sürekli iş birliği izlenimi yaratan ibareler kullanması tamamen yasaklanmıştır.
Avukatların birden fazla büro edinmesi ve şube açması engellenmiştir.
Önceki yönetmelikte var olan ve ihlal durumunda uygulanan “uyarı yazısı gönderme” prosedürü kaldırılmış; ihlal tespiti halinde derhal ve re’sen disiplin soruşturması açılması kuralı getirilmiştir.
Baltacı Hukuk web sitesinde yer alan bu metin, yukarıda anılan yönetmeliğin amir hükümlerine harfiyen uyumlu olarak, hiçbir vekâlet temini veya hizmet pazarlaması amacı güdülmeden, yalnızca şirketleri ve hukuki bilgi arayan vatandaşları bilimsel/objektif olarak aydınlatmak gayesiyle yayımlanmaktadır.
Hukuki Bir Çerçeveden Bakıldığında Atılması Gereken Adımlar
Ticari süreçlerde uyuşmazlıkları asgariye indirmek adına şirket yetkililerinin mevzuat çerçevesinde dikkat edebileceği temel yaklaşımlar şunlardır:
Özgün Sözleşme Metinlerinin Kullanılması: Kapsamı bilinmeyen şablon metinler yerine, işlemin mahiyetine ve tarafların ticari risk haritasına uygun metinlerin oluşturulması hukuki güvenliği sağlar.
Uyuşmazlık Çözüm Şartlarının Belirlenmesi: Olası ihtilafların devlet mahkemelerinde mi, yoksa arabuluculuk/tahkim nezdinde mi çözüleceğine en baştan sözleşme içerisine eklenen bir “tahkim veya yetki şartı” ile karar verilmesi zaman ve maliyet kayıplarını önler.
Resmi İletişim Kanallarının Kullanımı: Ticari temerrüt veya fesih durumlarında hak kaybı yaşamamak adına, beyanların TTK m. 18’e uygun olarak noter veya KEP üzerinden yapılmasına özen gösterilmelidir.
Ticari Sözleşmeler Hukuku Terimler Sözlüğü
Sözleşme taslaklarında geçen teknik terimlerin kısa hukuki açıklamaları şunlardır:
Adem-i İfa: Borçlunun, üstlendiği yükümlülüğü kısmen veya tamamen, zamanında veya gereği gibi yerine getirmemesi halidir.
Basiretli Tacir: Ticari faaliyetlerinde sıradan bir kişiden daha öngörülü davranması beklenen ve yasal olarak attığı imzaların doğuracağı sonuçları bilmekle mükellef olan kişidir.
Cezai Şart: Sözleşme ihlali durumunda zarar ispatına gerek bırakmaksızın borçlunun ödemeyi taahhüt ettiği maktu bedeldir.
Culpa in Contrahendo: Sözleşme henüz kurulmadan, tarafların dürüstlük kuralına aykırı davranarak müzakere aşamasında birbirlerine verdikleri zararlardan doğan hukuki sorumluluktur.
Temerrüt: Alacağın muaccel (istenebilir) hale gelmesine rağmen borçlunun borcunu ifa etmemekte direnmesi halidir.
Nispi Ticari Dava: Her iki tarafın da tacir sayıldığı ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile doğrudan ilgili olduğu davalardır.
Sıkça Sorulan Sorular
Ticari davalarda arabuluculuk zorunlu mudur?
Evet, yürürlükteki yasal mevzuat gereği konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması yasal bir dava şartıdır. Arabuluculuk süreci tamamlanmadan doğrudan açılan davalar usulden reddedilir.
Arabuluculuk görüşmelerine mazeretsiz katılmamanın cezası var mıdır?
Evet. Zorunlu arabuluculuk ilk toplantısına geçerli bir mazeret bildirmeksizin katılmayan taraf, açılacak davada haklı çıksa dahi yargılama giderlerinin tamamını ödemekle yükümlü tutulur.
E-posta ile yapılan ticari sözleşmeler kanunen geçerli kabul edilir mi?
Kural olarak Borçlar Kanunu’nda aksi belirtilmedikçe sözleşmeler şekil serbestisine tabidir. Ancak muhtemel bir ihtilaf anında e-postaların hukuki delil teşkil edebilmesi ve inkarın önüne geçilebilmesi için KEP (Kayıtlı Elektronik Posta) kullanımı veya güvenli elektronik imza ile onanması hukuken tavsiye edilmektedir.
Şirket temsilcisinin yetkisini aşarak imzaladığı sözleşmeler şirketi bağlar mı?
Karşı tarafın, imza yetkililerini güncel Ticaret Sicil Gazetesi ve imza sirküleri üzerinden teyit etme yükümlülüğü vardır. “Müşterek” temsile yetkili bir yöneticinin “münferiden” attığı imza kural olarak şirketi bağlamaz; yetkisiz imza durumunda işlemi yapan kişi şahsen sorumlu tutulabilir.
Tacirler sözleşmedeki cezai şarttan kesinlikle indirim isteyemez mi?
TTK m. 22 uyarınca tacir fahişlik sebebiyle indirim isteyemez. Ancak Yargıtay’ın istikrar kazanmış içtihatları uyarınca, ödenmesi talep edilen tutar ilgili tacirin “iktisaden mahvına” (ekonomik yıkımına) sebep olacak düzeydeyse cezai şart kısmen veya tamamen iptal edilebilir.
Sözleşmenin gizlilik (NDA) maddesi sözleşme bitiminden sonra sona erer mi?
Eğer sözleşmede süreye ilişkin açık bir sınır belirtilmemişse veya sözleşme bitiminden itibaren belli bir süre devam edeceği kararlaştırılmışsa geçerliliğini korur. Ticaret hukukunun haksız rekabet hükümleri gereği ticari sırların ifşası kural olarak sorumluluk doğurur.
Sözleşmenin feshi noter harici kanallarla yapılabilir mi?
Tacirler arasındaki ticari ilişkilerde hayır. TTK m. 18/3 gereğince, diğer tarafı temerrüde düşürmeye veya sözleşmeyi feshetmeye yönelik bildirimlerin hukuken geçerli olabilmesi için noter aracılığıyla, iadeli taahhütlü mektupla, telgrafla veya KEP sistemi ile yapılması kanuni bir zorunluluktur.
Tahkim (örneğin ISTAC) kararlarına karşı Türk mahkemelerinde temyize gidilebilir mi?
Tahkim kararları nihai ve bağlayıcıdır. Devlet mahkemelerinin hakem heyetlerinin esasa ilişkin verdiği kararı inceleme ve bozma yetkisi yoktur. Yalnızca şekli ve usuli nedenlerle (örneğin hakemlerin yetkisizliği veya kamu düzenine aykırılık gerekçesiyle) sınırlı olarak “iptal davası” açılabilir.
Son Güncelleme: 16 Mart 2026
Yasal Bilgilendirme ve Telif Hakları
Bu platformda yer alan tüm makale, hukuki analiz ve özgün içeriklerin mülkiyet hakları münhasıran Baltacı Hukuk & Arabuluculuk ve Av. Şeref Baltacı’ya aittir. Paylaşılan tüm metinler, fikri mülkiyetin korunması ve hak sahipliğinin belgelenmesi amacıyla elektronik imzalı zaman damgası ile tescil edilmiştir. Yazılı onay alınmaksızın içeriklerin kopyalanması, özetlenmesi veya dijital mecralarda izinsiz yayınlanması durumunda yasal ve cezai yaptırımlar uygulanacaktır. Avukat meslektaşlarımızın sunulan içerikleri dava dilekçelerinde ve hukuki mütalaalarında referans göstermesi serbesttir.
Akademik Katkı ve Yazarlık Süreci
Hukuk dünyasına katkı sunmak isteyen akademisyen ve hukukçular, uygulamaya yönelik özgün makalelerini özgeçmişleri ile birlikte info@baltacihukuk.av.tr adresine ulaştırabilirler.