Anasayfa » Aile Hukuku » Yurt Dışındaki Eşle Boşanma: Süreç, Fiyat ve Şartlar

Yurt Dışındaki Eşle Boşanma Nedir? Süreç, Fiyat ve MÖHUK Kuralları

İçindekiler

Yurt dışındaki eşle boşanma, şu şekilde tanımlanır: Türkiye mahkemelerinde veya yabancı mahkemelerde açılan, taraflardan en az birinin yabancı uyruklu olduğu veya farklı bir ülkede ikamet ettiği, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) kurallarının uygulandığı, uluslararası tebligat ve tanıma/tenfiz aşamalarını barındıran hukuki bir tasfiye sürecidir.

Hukuki sürecinizle ilgili hak kaybı yaşamamak ve detaylı bilgi almak için profesyonel hukuki danışmanlık hizmeti alabilirsiniz.

Hukuki Danışmanlık Alın

Küreselleşen dünyanın ve artan uluslararası göç hareketlerinin doğal bir sonucu olarak, farklı ülkelerin vatandaşları arasındaki evliliklerin ve sınır ötesi yerleşimlerin oranında tarihi bir artış yaşanmaktadır. Türkiye demografisinde yaşanan bu entegrasyon, aile hukukuna ilişkin uyuşmazlıkların da uluslararası bir boyut kazanmasına zemin hazırlamıştır. Sınırları aşan bir evliliğin sona erdirilmesi, sıradan bir iç hukuk davasının ötesinde, birden fazla egemen devletin yargı yetkisinin, kanunlar ihtilafı kurallarının ve milletlerarası sözleşmelerin eş zamanlı olarak değerlendirilmesini gerektirir.

Türkiye’de bir eşin yurt dışında yaşaması veya yabancı uyruklu olması durumunda yürütülecek boşanma süreci, salt 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) hükümleriyle çözülemeyecek kadar kompleks bir yapıya sahiptir. Bu tür uyuşmazlıklarda yargı süreci, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) kuralları, Lahey sözleşmeleri, uluslararası tebligat nizamnameleri ve Türkiye Cumhuriyeti Yargıtay Başkanlığı’nın içtihatları ile şekillenmektedir. Doğru strateji ile yönetilmeyen, uygulanacak hukukun yanlış tespit edildiği veya diplomatik tebligat usullerinde eksiklik yapılan davalar, yıllarca sürebilecek içinden çıkılmaz bir bürokratik krize dönüşebilmektedir. Bu araştırma raporu, söz konusu sürecin hukuki anatomisini, yetki kurallarını, maliyet yapılarını ve tanıma-tenfiz prosedürlerini derinlemesine bir analitik yaklaşımla ortaya koymayı amaçlamaktadır.

Kanunlar İhtilafı ve MÖHUK Çerçevesinde Uygulanacak Hukukun Tespiti

Uluslararası unsuru içinde barındıran, yani taraflarından biri yabancı uyruklu olan veya yurt dışında mukim bulunan bir boşanma davasında, Türk hakiminin yanıtlaması gereken ilk ve en temel soru, uyuşmazlığın esasına hangi ülkenin kanunlarının tatbik edileceğidir. Egemen devletlerin kendi vatandaşlarına ve kendi topraklarındaki uyuşmazlıklara kendi hukuklarını uygulama iradesi, kanunlar ihtilafı (conflict of laws) adı verilen hukuki çatışma alanını doğurur. Türk hukuk sisteminde bu ihtilafları çözen ana normatif metin, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’dur (MÖHUK).

MÖHUK’un 14. maddesi, boşanma ve ayrılık davalarında uygulanacak hukuku, uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak kesin ve kademeli bir hiyerarşiye bağlamıştır. Bu hiyerarşik yapı, hukuki belirliliği (legal certainty) ve öngörülebilirliği sağlamak amacıyla tasarlanmıştır. Uygulanacak hukukun doğru tespiti; sadece boşanmanın gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini değil, aynı zamanda nafaka miktarını, kusur oranlarının değerlendirilmesini, maddi-manevi tazminat taleplerini ve çocukların velayet durumunu doğrudan ve kökten etkileyen bir parametredir.

MÖHUK Madde 14 Kapsamında Kademeli Hukuk Hiyerarşisi

MÖHUK madde 14’te yer alan düzenleme, hakime takdir yetkisi bırakmaksızın sırasıyla uygulanması gereken üç temel bağlantı noktası öngörür. Hakimin bir alt basamağa geçebilmesi için, üst basamaktaki hukuki bağın kurulamamış olması şarttır.

  1. Müşterek Millî Hukuk (Ortak Vatandaşlık): Boşanma ve ayrılık sebepleri ile bunların doğuracağı hükümler öncelikle eşlerin müşterek milli hukukuna tabidir. Kanun koyucu, evlilik birliğinin kişilerin aidiyet duydukları devletle olan organik bağını esas almıştır. Örneğin; her ikisi de Alman vatandaşı olan bir çift, Türkiye’de yerleşik olsalar dahi boşanma davaları Türk mahkemelerinde açıldığında, Türk hakimi uyuşmazlığı Alman Medeni Kanunu hükümlerine göre çözmekle mükelleftir. Eğer çiftlerden biri hem Türk hem de Alman vatandaşı ise, MÖHUK’un vatandaşlık prensipleri gereği Türk vatandaşlığı esas alınır ve hiyerarşi değişebilir.

  2. Müşterek Mutad Mesken Hukuku: Eşlerin farklı vatandaşlıklara sahip olmaları durumunda (örneğin eşlerden biri Hollanda vatandaşı, diğeri İtalyan vatandaşı ise), ortak bir milli hukuktan söz edilemeyeceği için kanun, ikinci bağlama noktası olan “müşterek mutad mesken” hukukuna atıf yapar. Mutad mesken (habitual residence); kişilerin geçici bir amaçla değil, fiilen ve sürekli olarak yaşamayı tercih ettikleri, ekonomik ve sosyal hayat ilişkilerini merkezileştirdikleri yerdir. Örneğin, farklı vatandaşlıklara sahip eşler evliliklerini fiilen Fransa’da sürdürüyor ve orada çalışıyorlarsa, bu kişilerin ortak mutad meskeni Fransa’dır. Dava Türkiye’de görülse bile, esasa Fransız hukuku tatbik edilecektir.

  3. Türk Hukuku (Lex Fori): Tarafların ne ortak bir vatandaşlığı ne de ortak bir mutad meskeni bulunmuyorsa (örneğin eşlerden biri Türk, diğeri Kanada vatandaşı ve eşler farklı ülkelerde yaşamlarını sürdürüyorlarsa), uyuşmazlıkla doğrudan bağ kurabilecek yabancı bir hukuk sistemi tespit edilemediğinden, davaya doğrudan mahkemenin bulunduğu yer hukuku, yani Türk hukuku (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu) uygulanır.

Bu üçlü hiyerarşinin yanı sıra, MÖHUK 14. maddenin dördüncü fıkrası, usul ekonomisi ve kamu düzeni gerekçesiyle çok önemli bir istisna getirmiştir. Davadaki “geçici tedbir taleplerine” (örneğin dava süresince eşin veya çocuğun barınma ihtiyacını karşılayacak tedbir nafakası, çocuğun şiddetten korunması veya geçici velayeti gibi aciliyet arz eden konular) davanın esasına hangi yabancı hukuk uygulanırsa uygulansın, daima ve doğrudan Türk hukuku uygulanır. Bu kural, Türkiye Cumhuriyeti’nin kendi sınırları içerisindeki bireylerin temel yaşam haklarını koruma refleksinin bir yansımasıdır.

Mutad Mesken Kavramının Uluslararası Hukuktaki Derinliği

Mutad mesken (habitual residence) kavramı, sıradan bir “ikametgah” (domicile) tanımının çok ötesinde, sosyolojik ve hukuki derinliği olan bir terimdir. İlk olarak Alman hukuk öğretisinde 1847 yılında şekillenen bu kavram, günümüzde modern devletler özel hukukunun en önemli bağlama noktalarından biri haline gelmiştir.

Özellikle 1980 tarihli Lahey Sözleşmesi (Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Veçhelerine Dair Sözleşme) kapsamında mutad mesken, bir devletin yargı yetkisini belirleyen yegane kriterdir. Yargıtay kararlarında mutad meskenin tespiti yapılırken; kişinin o ülkede kalış süresi, çalışma durumu, çocukların eğitim gördüğü yer, gayrimenkul yatırımları ve geleceğe dönük yerleşme niyeti bütüncül bir yaklaşımla analiz edilmektedir. Bir ülkede sadece tatil amacıyla veya kısa süreli görevlendirmeyle bulunmak, o ülkeyi mutad mesken haline getirmez. Bu ince ayrım, uluslararası boşanma davalarının seyrini baştan aşağı değiştirecek bir yargısal güç barındırır.

Kanunlar İhtilafı Kriteri (MÖHUK m.14)Tarafların Vatandaşlık ve Yerleşim DurumuDavanın Esasına Uygulanacak Hukuk SistemiYasal Dayanak (MÖHUK)
Ortak Vatandaşlık PrensibiHer iki eş de aynı yabancı ülkenin vatandaşıdır (Türkiye’de yaşasalar dahi).İlgili yabancı devletin milli hukuku.Madde 14 / Fıkra 1
Ortak Mutad Mesken PrensibiEşler farklı vatandaşlıklara sahiptir ancak aynı ülkede kalıcı bir yaşam kurmuşlardır.Yaşamın merkezileştiği (Mutad Mesken) ülkenin hukuku.Madde 14 / Fıkra 1
Bağlantı Yokluğu (Lex Fori)Eşler farklı vatandaşlıklara sahiptir ve evlilik birliği içinde kalıcı ortak bir ülke paylaşılmamıştır.Doğrudan Türk Hukuku (Türk Medeni Kanunu).Madde 14 / Fıkra 1
Geçici Tedbir KararlarıTedbir nafakası, koruma kararı veya geçici velayet gibi süreç içi koruyucu talepler.Her halükarda ve doğrudan Türk Hukuku.Madde 14 / Fıkra 4
Feri Sonuçlar (Velayet)Boşanma sonrası çocukların nihai velayet ve görüşme durumu.Boşanmanın esasına uygulanan hukuk hangisi ise o.Madde 14 / Fıkra 3

Türk Mahkemelerinde Milletlerarası Yetki ve Görev Kuralları

Hukuk sistemimizde “görev”, bir davanın konusuna göre hangi tür mahkemede açılacağını; “yetki” ise o mahkemenin coğrafi olarak hangi il veya ilçede bulunduğunu ifade eder. Yurt dışındaki eşle boşanma davalarında görevli mahkeme, açıkça Aile Mahkemeleri olarak belirlenmiştir. Aile Mahkemesinin teşkilatlanmadığı daha küçük ilçelerde ise, Asliye Hukuk Mahkemeleri, “Aile Mahkemesi Sıfatıyla” bu tür davalara bakmakla görevlendirilmiştir.

Yetkili mahkemenin, yani davanın Türkiye’nin hangi şehrinde açılacağının belirlenmesi ise Türk Medeni Kanunu (TMK) madde 168 hükümleriyle çerçevelenmiştir. Genel kurala göre bir boşanma davası;

  • Eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesinde,

  • Veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesinde açılabilir.

Ancak uluslararası evliliklerde, eşlerden birinin veya her ikisinin Türkiye’de herhangi bir yasal yerleşim yeri bulunmayabilir. Bu noktada Türk hukukunun milletlerarası yetki kuralları devreye girmektedir. MÖHUK madde 41 uyarınca, Türkiye’de yerleşim yeri bulunmayan kişilerin davalarında, yabancı ülkede de bir dava açılmamışsa, dava Türkiye’de ilgilinin “sakin olduğu” (geçici de olsa fiziken bulunduğu) yer mahkemesinde açılır. Şayet kişi Türkiye’de sakin de değilse, dava Türkiye’deki son yerleşim yeri mahkemesinde açılmalıdır. Eğer geçmişe dönük böyle bir yerleşim yeri tespiti de yapılamıyorsa, yasa koyucu uyuşmazlığın ortada kalmasını engellemek adına doğrudan Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birini yetkili kılmıştır.

Bu kural, yurt dışında yaşayan ancak evliliklerini Türkiye’de tasfiye etmek isteyen bireylere, davanın nerede açılacağı konusunda geniş ve net bir hukuki zemin sunmaktadır.

Yurt Dışındaki Eşle Boşanma Süreci Nasıl Gerçekleşir? (Adım Adım Prosedür)

Türkiye mahkemelerinde, yurt dışında yaşayan veya yabancı uyruklu bir eşe karşı yürütülecek boşanma sürecinin usul ekonomisine uygun, yasal prosedürlere tam uyumlu ve hızlı bir şekilde tamamlanabilmesi için aşağıdaki yapılandırılmış adımların titizlikle takip edilmesi gerekmektedir. Usul hukukunda yapılacak en ufak bir eksiklik, davanın reddedilmesine veya sürecin yıllarca uzamasına sebebiyet verebilir.

  1. Uygulanacak Hukukun ve Yetkili Mahkemenin Analizi: Davanın hazırlık aşamasında, MÖHUK madde 14 uyarınca eşlerin vatandaşlık ve mutad mesken durumları analiz edilerek davanın hangi ülke hukukuna tabi olacağı belirlenir. Akabinde, TMK m.168 veya MÖHUK m.41 kriterlerine göre davanın açılacağı adliye (örneğin İstanbul Aile Mahkemesi) netleştirilir.

  2. Dava Dilekçesinin ve Gerekçelerin Hazırlanması: Uygulanacak hukukun prensiplerine uygun olarak dava dilekçesi hazırlanır. Dava, bir “Anlaşmalı Boşanma” ise, tarafların üzerinde her detayda uzlaştığı kapsamlı bir “Boşanma Protokolü” hazırlanıp mahkemeye sunulmalıdır. Bu protokolde mal paylaşımı, velayet ve nafaka hususları şüpheye mahal bırakmayacak şekilde kaleme alınmalıdır.

  3. Uluslararası Tebligat İşlemlerinin Başlatılması: Bu aşama, uluslararası davaların en kritik ve meşakkatli sürecidir. Yurt dışında yaşayan eşe davanın resmi olarak bildirilebilmesi için Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü aracılığıyla yurt dışı adli tebligat işlemleri başlatılır. Gönderilecek tüm dava evrakları, hedef ülkenin resmi diline yeminli tercüman aracılığıyla çevrilir ve onaylanır.

  4. Adres Araştırması ve İlanen Tebligat Süreci: Yurt dışındaki eşin güncel adresi bilinmiyorsa, devletin ilgili kurumları (konsolosluklar, dış temsilcilikler) üzerinden uluslararası adres tespiti talep edilir. Aylar sürebilecek bu araştırmalara rağmen eşin adresi bulunamazsa, hukuki sürecin tıkanmaması adına 7201 sayılı Tebligat Kanunu madde 28 uyarınca mahkeme kararları ve duruşma günleri, resmi bir gazetede yayınlanmak suretiyle “İlanen Tebligat” yoluna gidilir. Gazetede yayınlanan ilan, hukuken kişiye yapılmış geçerli bir tebligat sayılır.

  5. Duruşma ve Yargılama Aşaması: Tebligat süreci hukuka uygun olarak tamamlandıktan sonra duruşmalara geçilir. Çekişmeli davalarda, yurt dışında yaşayan eşin duruşmalara fiziken katılması zorunlu değildir; haklarını korumak adına Türkiye’deki bir avukata vekalet vererek kendini temsil ettirebilir. Ancak, dava anlaşmalı boşanma ise, Türk hukukunun emredici kuralları gereği, dünyanın neresinde yaşarlarsa yaşasınlar her iki eşin de duruşma gününde mahkeme salonunda bizzat hazır bulunması ve boşanma iradesini hakime doğrudan beyan etmesi mutlak bir zorunluluktur.

  6. Mali Haklar, Velayet ve Esas Kararın Verilmesi: Mahkeme; toplanan delilleri, şahit beyanlarını ve varsa istinabe (uluslararası adli yardımlaşma) yoluyla yurt dışından getirilen raporları değerlendirerek nafaka, tazminat, mal paylaşımı ve velayet kararlarını verir. Bu kararlar, başlangıçta tespit edilen ilgili ülke hukukunun veya Türk hukukunun esaslarına dayandırılır.

  7. Kararın Kesinleşmesi ve Uluslararası Geçerlilik (Apostil): Mahkeme, gerekçeli kararı yazdıktan sonra bu karar taraflara tekrar tebliğ edilir. Yasal itiraz (istinaf/temyiz) süreleri dolduğunda veya haklardan feragat edildiğinde karar kesinleşir. Bu kesinleşmiş Türk mahkemesi kararının, yabancı devlet makamlarında (örneğin eşin yaşadığı ülkenin nüfus idaresinde) geçerli sayılabilmesi için mahkemeden Apostil şerhi (Lahey tasdiki) alınması zorunludur.

Yurt Dışı Adli Tebligat İşlemleri ve Uluslararası Diplomasi Ağı

Uluslararası bir uyuşmazlıkta, yargılama yetkisinin adil bir şekilde kullanılabilmesi için savunma hakkının kısıtlanmaması esastır. Bu bağlamda, Türkiye sınırları dışında bulunan bir kişiye dava dilekçesinin ve duruşma gününün bildirilmesi işlemi olan “Yurt Dışı Adli Tebligat”, uluslararası diplomasi ve özel sözleşmelerle yürütülen hassas bir bürokratik mekanizmadır.

Türkiye’nin taraf olduğu en temel belge, 1965 tarihli Hukuki ve Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi’dir. Sözleşmeye taraf olan ülkeler arasında, tebligat işlemleri merkezi makamlar (Türkiye’de Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü) üzerinden yürütülür.

Ancak her ülkenin tebligat prosedürü kendi iç hukukuna göre farklılık gösterebilir. Örneğin; Çin Halk Cumhuriyeti’ne gönderilecek tebligatlarda özel 184 numaralı örnek formun kullanılması, evrakın Çince ve Türkçe olarak ikişer nüsha düzenlenmesi ve muhatap makam olarak “People’s Republic of China” ibaresinin yazılması zorunludur. Hırvatistan’a yapılacak tebligatlarda ise Lahey Sözleşmesi kurallarının yanı sıra ikili anlaşmalar devreye girmekte, evrakların Hırvatça veya İngilizce onaylı tercümeleri talep edilmektedir.

Bu diplomatik yazışmalar, tebligat evrakının Adalet Bakanlığına, oradan Dışişleri Bakanlığına, ardından ilgili ülkenin konsolosluğuna veya yetkili adli makamına ulaşmasıyla tamamlanır. Sürecin bu kadar çok mercii dolaşması, bir çekişmeli davanın süresini aylar, hatta yıllar bazında uzatan temel faktördür.

📊 Öne Çıkan Hukuki Maliyet ve İstatistik Verisi: Yurt dışı tebligat süreçlerinin devlete ve vatandaşa olan mali yükünü düzenlemek amacıyla Adalet Bakanlığı tarafından her yıl güncel tarifeler yayınlanmaktadır. İlgili tebliğler uyarınca; 2026 yılı için yurt dışı adli tebligat posta işlem gideri Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) için 400 TL, diğer tüm yabancı ülkeler için ise 700 TL olarak sabitlenmiştir. Bu meblağlar, tebligatın yapılması için Hazine ve Maliye Bakanlığı “Muhtelif Gelirler” hesabına yatırılmak zorundadır. Estonya gibi bazı ülkelerde istisnai olarak tebligat işleminin özel adli memur aracılığıyla yapılması talep edildiğinde ek olarak 60 Euro gibi özel masraflar da mahkeme veznesine depo edilmelidir. Ayrıca unutulmamalıdır ki, bu posta masrafları buzdağının görünen kısmıdır; evrakların yeminli tercüme ve noter onay maliyetleri sayfa sayısına göre binlerce lirayı bulabilmektedir.

Boşanma Sürecinin Mali Portresi: 2026 Yılı Fiyat ve Masraf Analizi

Uluslararası unsuru olan boşanma davalarının maliyet yapısı, standart bir iç hukuk davasından oldukça farklı dinamiklere sahiptir. Yeminli tercüme ücretleri, apostil masrafları, konsolosluk yazışmaları ve uluslararası posta giderleri dava maliyetini önemli ölçüde katlamaktadır.

2026 yılı Adalet Bakanlığı Harçlar Tarifesi ve mahkeme veznesi uygulamalarına göre, standart bir Aile Mahkemesi başvuru harcı, peşin harç ve gider avansları toplamı ortalama 3.606,30 TL ile 4.000 TL bandında başlamaktadır. Ancak bu tutar, davanın yalnızca Türkiye sınırları içerisinde açılabilmesi için gereken asgari harçtır.

Dava yurt dışına taştığında, kapsamlı bir uluslararası yargılamanın genel işlem maliyeti; çeviri yoğunluğuna, istinabe (yurt dışından delil veya tanık beyanı getirtme) türüne ve sürecin uzunluğuna göre 36.000 TL ila 100.000 TL arasında değişen bir risk profili oluşturmaktadır. Bununla birlikte, mahkeme yargılama sonunda kaybeden taraf aleyhine yasal bir “karşı vekalet ücretine” hükmeder. 2025-2026 dönemi için boşanma davalarında karşı tarafa ödenmesine hükmedilen bu yasal asgari avukatlık ücreti 30.000 TL seviyesindedir. Davayı yürüten profesyonel hukuki danışmanlık hizmetlerinin (avukatlık sözleşmesi) bedelleri ise Türkiye Barolar Birliği Asgari Ücret Tarifesi’nin altında olmamak kaydıyla, işin zorluğuna ve davanın görüldüğü ile göre serbestçe belirlenmektedir.

Boşanmanın Fer’i (Bağlı) Sonuçları: Nafaka, Velayet ve Mal Rejimi

Evlilik birliğinin sona ermesi, hukuki bağların tamamen koptuğu anlamına gelmez. Tarafların çocukları veya birbirlerine karşı olan ekonomik yükümlülükleri, davanın esasına uygulanan hukuka bağlı olarak yeniden şekillenir.

Nafaka Türleri ve Uluslararası Talepler

Türk hukuk sisteminde, evliliğin sona ermesinden kaynaklanan mağduriyetleri önlemek amacıyla dört temel nafaka türü düzenlenmiştir :

  • Tedbir Nafakası: Dava süresince eşin veya çocukların barınma ve geçim ihtiyaçlarını güvence altına alan geçici bir ödemedir. Daha önce belirtildiği üzere, MÖHUK m.14/4 uyarınca bu nafakaya doğrudan Türk hukuku uygulanır.

  • Yoksulluk Nafakası: Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafa, daha ağır kusurlu olmamak kaydıyla ödenen süresiz destektir.

  • İştirak Nafakası: Velayeti kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılması zorunluluğudur.

  • Yardım Nafakası: Eşler dışında altsoy, üstsoy ve kardeşler arasındaki yardım yükümlülüğüdür.

Yurt dışındaki eşten nafaka talep edilmesi veya yurt dışındaki eşin nafaka talep etmesi durumunda, MÖHUK madde 14/2 uyarınca nafaka alacakları, boşanmanın esasına uygulanan (ortak milli hukuk veya mutad mesken) hukuka tabidir.

Çocuğun Velayeti ve Üstün Yarar İlkesi

MÖHUK madde 14/3, velayet sorunlarının da boşanma sebepleriyle aynı hukuka tabi olduğunu belirtir. Ancak velayet kararlarında evrensel bir hukuk normu olan “çocuğun üstün yararı” (best interests of the child) ilkesi, hangi ülke hukuku uygulanırsa uygulansın Türk hakimi tarafından bir kamu düzeni filtresi olarak kullanılır. Yabancı hukuk, çocuğun menfaatlerini tehlikeye atacak bir velayet düzenlemesi öngörüyorsa, Türk hakimi bu hükmü uygulamaktan kaçınarak doğrudan Türk Medeni Kanunu’nun çocuğun yararını koruyan hükümlerini tatbik eder.

Mal Paylaşımı (Mal Rejimi Tasfiyesi)

Uluslararası evliliklerde eşlerin mal varlığının paylaşımı, boşanma davasından ayrı bir hukuki zeminde değerlendirilir. Eşler evlenirken veya sonrasında özel bir mal rejimi sözleşmesi akdetmemişlerse, evlenme anındaki müşterek milli hukuk, bu da yoksa evlenme anındaki müşterek mutad mesken hukuku, o da yoksa Türk hukuku (edinilmiş mallara katılma rejimi) uygulanır. Mal paylaşımı davası, genellikle boşanma kararı kesinleştikten sonra görülür ve süreç itibarıyla farklı bir ispat yükü barındırır.

Yabancı Mahkeme Kararlarının Türkiye’de Tanınması ve Tenfizi Seçenekleri

Eğer uluslararası boşanma süreci, eşlerden biri tarafından Türkiye’de değil de ikamet edilen yabancı bir ülkenin mahkemesinde (örneğin Alman, Fransız veya ABD mahkemelerinde) başlatılmış ve boşanma kararı verilmişse, hukuki durum tamamen farklı bir boyuta taşınır.

Modern devletler hukukunda bir devletin mahkemesinin verdiği karar, o devletin egemenlik sınırları içinde kalır. Dolayısıyla, Berlin mahkemesinin verdiği bir boşanma kararı, Türkiye sınırlarına girildiğinde otomatik olarak geçerli sayılmaz. Yabancı ilamın Türk nüfus kütüklerine işlenebilmesi, kişilerin Türkiye’de de resmi olarak boşanmış kabul edilebilmesi ve yeniden evlenebilmesi için bu kararın Türk hukuk sistemine entegre edilmesi gerekir. Hukukumuzda bu entegrasyon işlemi, Tanıma ve Tenfiz mekanizmaları ile sağlanmaktadır.

Tanıma İşlemi (Sadece Kesin Hüküm Etkisi)

Tanıma (recognition), yabancı mahkeme kararının Türk yargı sistemi tarafından bir “kesin hüküm” olarak kabul edilmesi ve tescil edilmesidir. Eğer tarafların yabancı mahkemeden aldığı boşanma kararında sadece boşanma olgusu varsa ve bu durumun Türkiye’deki nüfus kayıtlarına yansıtılması (tarafların bekar/boşanmış statüsüne geçmesi) isteniyorsa, tanıma işlemi yeterlidir.

2018 yılında Nüfus Hizmetleri Kanunu’na eklenen 27/A maddesi ile yasa koyucu, vatandaşların mahkemelerde yıllarca süren davalarla yıpranmasını engellemek için devrim niteliğinde bir idari kolaylık sağlamıştır. Bu düzenlemeye göre, belirli şartlar altında eşler, hiç mahkemeye gitmeden ve dava açmadan doğrudan Türkiye’deki Nüfus Müdürlüklerine veya yurt dışındaki Türkiye Cumhuriyeti dış temsilciliklerine (konsolosluklara) başvurarak yabancı boşanma kararını doğrudan nüfus kütüğüne tescil ettirebilirler. Bu başvuruda kural olarak eşlerin birlikte müracaat etmesi istense de, 2020 yılında yapılan değişiklikle, taraflardan birinin yabancı uyruklu veya vefat etmiş olması durumunda Türk vatandaşı olan taraf tek başına bu başvuruyu yapabilmektedir. İdari yoldan tescil işleminin şartları sağlamaması veya başvurunun reddedilmesi durumunda ise yetkili Aile Mahkemesinde bir Tanıma Davası açılması zorunlu hale gelir.

Tenfiz Davası (İcra Edilebilirlik Etkisi)

Tanıma sadece bir tespit içerirken; Tenfiz (enforcement), yabancı mahkeme kararının icra daireleri aracılığıyla “zorla yerine getirilmesini” (cebri icra kabiliyeti kazanmasını) ifade eder.

Şayet yabancı mahkeme kararında sadece boşanma hükmü yoksa; aynı zamanda nafaka ödenmesi, çocuğun velayetinin verilmesi, mal paylaşımından kaynaklı para ödenmesi veya maddi/manevi tazminat gibi icra gerektiren emirler bulunuyorsa, sadece tanıma veya nüfus müdürlüğüne tescil işlemi yeterli olmaz. Bu mali ve şahsi hükümlerin Türkiye sınırları içerisinde uygulanabilmesi için mutlaka Türk Aile Mahkemelerinde Tenfiz Davası açılması kanuni bir zorunluluktur.

Tenfiz davalarında mahkeme esasa girip davayı yeniden görmez (revizyon yasağı), yabancı hakimin verdiği kararın doğruluğunu tartışmaz. Yalnızca kararın Türk hukukunun yapı taşlarına uygunluğunu denetler. Yargıtay (örneğin 2. Hukuk Dairesi’nin E. 2019/931 K. 2019/1288 sayılı ve 11. HD’nin 2022/6225 sayılı kararları) içtihatları gereğince, tenfiz talebinin kabulü için şu özel şartların varlığı aranır :

  1. Mütekabiliyet (Karşılıklılık): Kararı veren devlet ile Türkiye arasında yabancı kararların tanınması ve tenfizi konusunda hukuki bir anlaşma veya fiili bir uygulama bulunmalıdır. (Tanıma davasında bu şart aranmazken, tenfiz davasında aranır).

  2. Kamu Düzenine Aykırılık Olmaması: Yabancı kararın Türk toplumunun temel yapısına, anayasal haklara ve genel ahlaka açıkça aykırı olmaması gerekir. Örneğin; Türkiye’de yasak olan çok eşli bir evliliğin tasfiyesi veya çocuğun üstün yararını açıkça tehlikeye atan bir karar, Türk kamu düzenine aykırı bulunarak tenfiz talebi reddedilir.

  3. Savunma Hakkına Riayet Edilmesi: Yabancı mahkeme, kararını verirken her iki tarafı da usulüne uygun şekilde duruşmaya çağırmış ve savunma haklarını kısıtlamamış olmalıdır. Türkiye’de yaşayan eşin haberi olmadan gıyabında verilen bir karar tenfiz edilemez.

Hukuki Süreç KarşılaştırmasıTanıma (Nüfus Tescili veya Dava)Tenfiz Davası
Hukuki NiteliğiYabancı kararı Türkiye’de “Kesin Hüküm” haline getirir.Yabancı kararı Türkiye’de “İcra Edilebilir” hale getirir.
Kapsadığı KonularYalnızca medeni durumun değişikliği (Boşanma olgusu).Nafaka, Velayet, Çocukla Kişisel İlişki, Tazminat Tahsili.
Mütekabiliyet (Karşılıklılık)Kanunen aranmaz.İlgili devletle karşılıklılık kanunen şarttır.
İdari Başvuru İmkânıNüfus Müd. / Konsolosluk üzerinden doğrudan tescil mümkündür.İmkânsızdır. Mutlaka Türk Aile Mahkemesinde dava açılmalıdır.
Zamanaşımı SüresiYoktur (Medeni hal değişikliği).

Kararın kesinleşmesinden itibaren kural olarak 10 yıldır.

Şehir Bazlı Varyasyonlar: İstanbul, Ankara ve İzmir’de Adli Koordinasyon

Yukarıda MÖHUK madde 41 kapsamında açıklandığı üzere, tarafların Türkiye’de hiçbir yerleşim yeri veya sakin olduğu bir adres bulunmadığında davalar kanunen Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinde görülmek zorundadır. Bu üç büyük metropol, sadece kanuni bir zorunluluğun adresi değil, aynı zamanda yoğun göçmen nüfusu, konsoloslukların varlığı ve uluslararası davalardaki devasa içtihat birikimi nedeniyle süreçlerin hukuki ve operasyonel anlamda en sağlıklı ilerlediği merkezlerdir.

  • Ankara (Sıhhiye Adliyesi ve Bakanlıklar): Uluslararası hukukun Türkiye’deki merkezi şüphesiz Ankara’dır. Zira uluslararası tebligat ve istinabe süreçlerini yöneten Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü (Sıhhiye/Emek bölgesi) burada konumlanmıştır. Ankara Aile Mahkemelerinde açılan davalarda evrakların fiziki veya UYAP üzerinden bakanlık onayına sunulması, hatalı çevirilerin veya eksik talepnamelerin hızla düzeltilerek ilgili ülkelere sevk edilmesi, kurumsal entegrasyon sayesinde kısmen daha hızlı koordine edilebilmektedir.

  • İstanbul (Çağlayan ve Anadolu Adliyeleri): Türkiye’de yabancı uyruklu evlilik istatistiğinin en yüksek olduğu ve en karmaşık ticari/malvarlığı uyuşmazlıklarının görüldüğü merkezdir. Avrupa Yakası’nda yer alan İstanbul Adalet Sarayı (Çağlayan Adliyesi), bünyesinde uluslararası tebligat bürolarını barındıran (Santral iletişim: 0212 375 75 75) devasa bir ihtisas yapısına sahiptir. Burada görev yapan Aile Mahkemeleri, İngiliz, Amerikan veya Körfez ülkeleri hukuklarının tatbikatı konusunda ciddi bir pratik birikime sahiptir.

  • İzmir (Bayraklı Adliyesi): Özellikle Avrupa ülkelerinde, ağırlıklı olarak Almanya, Hollanda ve Belçika’da ikamet eden gurbetçi Türk vatandaşlarının ve Ege sahil şeridine yerleşen yabancı uyruklu bireylerin davalarının yoğunlaştığı şehirdir. İzmir Bayraklı Adliyesi, yurt dışı tebligat yönetmeliği çerçevesinde konsolosluklar ile sıkı bir iletişim ağına sahip olup, yabancı devletteki şahıslara tebligat çıkarma usullerini standardize etmiş bir yargı çevresidir.

Bu Makaleden Sonra Ne Yapmalısınız? (Stratejik Yol Haritası)

Karar aşamasında olan, hukuki belirsizlikler nedeniyle adım atmaktan çekinen ve mali kayıp riskiyle karşı karşıya kalan kullanıcıların, usul hataları yapmamak adına şu adımları sistematik olarak izlemeleri profesyonel bir yaklaşım olacaktır:

  1. Vatandaşlık ve Yerleşim Statünüzü Belgeleyin: Davanın hangi hukuka (MÖHUK m.14) göre çözüleceğini belirlemek için hem sizin hem de eşinizin anlık vatandaşlık statülerini ve son 6 aydır ağırlıklı olarak hangi ülkede yaşadığınızı (mutad mesken) resmi kayıtlarla destekleyerek ortaya koyun.

  2. Yurt Dışındaki Eşin İletişim ve Adres Verilerini Derleyin: Çekişmeli bir dava sürecinde davanın tebliğ edilebilmesi için eşinizin yabancı ülkedeki yasal ikamet adresini, çalıştığı kurumun bilgilerini veya güncel e-posta/telefon iletişim ağını netleştirmeye çalışın. Doğru bir adres, davanın süresini en az 1 yıl kısaltacaktır.

  3. Beklentilerinizin Hukuki Analizini Yapın: Mahkemeden ne beklediğinizi listeleyin. Sadece boşanmak mı istiyorsunuz, yoksa yabancı ülkedeki mal varlıklarının paylaşımı, döviz cinsi üzerinden nafaka talebi veya çocuğun velayeti de öncelikleriniz arasında mı? Bu talepler, davanın türünü (tanıma mı, tenfiz mi, doğrudan dava mı) belirleyecektir.

  4. Yabancı Mahkeme İlamlarının Çevirisini Sağlayın: Eğer eşiniz halihazırda yurt dışında bir boşanma kararı almış ve bu karar o ülkenin yasal süreçlerinden geçerek kesinleşmişse; kararın orijinal ıslak imzalı nüshası ile birlikte, mutlaka o devletin yetkili makamlarından alınmış “Apostil şerhli” belgesini ve yeminli Türkçe tercümesini hazırlatın.

  5. Profesyonel ve Nitelikli Bir Hukuki Danışmanlık Alın: Uluslararası aile hukuku ve MÖHUK, basit dilekçe formatlarıyla çözülemeyecek kadar emredici ve sıkı usul kurallarına tabidir. Sürecin; kanunlar ihtilafına hakim, Türkiye Barolar Birliği meslek standartlarında hizmet veren, uluslararası özel hukuk pratiğinde deneyimli profesyonel bir avukat aracılığıyla yönetilmesi, telafisi imkansız hak ve zaman kayıplarını kökten önleyecektir.

Arama Motorlarında En Çok Sorulan Yan Sorular

Dijital bilgi platformlarında ve arama motorlarında kullanıcıların sıklıkla dile getirdiği tereddütler, uluslararası aile hukukunun uygulamadaki en kilit algısal problemlerine işaret etmektedir.

Yurt dışındaki eşim boşanmak istemezse dava açabilir miyim?

Evet, açabilirsiniz. Eşlerden birinin yurt dışında olması ve davanın çekişmeli hale gelmesi, davanın açılamayacağı anlamına gelmez. Davalı eş davaya itiraz etse veya duruşmalara katılmasa dahi, Türkiye’deki mahkemede “evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı” ve karşı tarafın kusurlu olduğu kanıtlanırsa, hakim boşanma kararı verebilir.

Yurt dışındaki boşanma davasını E-Devlet’ten takip edebilir miyim?

Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisindeki adliyelerde açılan uluslararası boşanma davaları, tarafı olduğunuz ve iddianame/dosya mahkemece kabul edildiği andan itibaren UYAP Vatandaş Portalı ve E-Devlet üzerinden anlık olarak takip edilebilir. Ancak, eşinizin örneğin Hollanda’da veya Almanya’da açtığı yabancı mahkeme davaları Türk E-Devlet sistemine entegre olmadığından sistemde görünmez.

Türkiye’de evlenen çiftler Türkiye’ye gelmeden yurt dışında boşanabilir mi?

Kesinlikle boşanabilir. Evliliğin Türkiye’de yapılmış olması, boşanma davasının sadece Türkiye’de açılabileceği gibi hukuki bir zorunluluk doğurmaz. İkamet edilen yabancı ülkenin (mutad mesken) yetkili mahkemesinde boşanma kararı alınabilir. Ancak bu yabancı mahkeme kararının Türk nüfus kütüklerinde geçerlilik kazanabilmesi için mutlaka Türkiye’de veya dış temsilciliklerde tanıma/tenfiz sürecinden geçirilmesi gerekir.

Anlaşmalı boşanma için yurt dışından Türkiye’ye gelmek şart mı?

Evet, bu durum Türk usul hukukunun emredici ve tavizsiz bir kuralıdır. Anlaşmalı boşanma kararı verilebilmesi için dünyanın neresinde yaşarlarsa yaşasınlar, her iki eşin de belirlenen duruşma gününde Türkiye’deki Aile Mahkemesinde bizzat hazır bulunması ve boşanma iradesini hakimin yüzüne karşı sözlü olarak beyan etmesi şarttır. Vekaletname verilerek veya video konferans yoluyla anlaşmalı boşanma gerçekleştirilemez.

Terimler Sözlüğü

Sürecin karmaşık yapısını ve hakimin vereceği kararın metnini daha iyi kavrayabilmek adına, uluslararası aile hukuku literatüründe sıkça karşılaşılan spesifik terimlerin bilinmesi hayati bir okuryazarlık gereksinimidir:

  • MÖHUK (Milletlerarası Özel Hukuk Kanunu): Yabancılık unsuru taşıyan hukuki uyuşmazlıklarda hangi ülkenin hukukunun uygulanacağını ve Türk mahkemelerinin uluslararası alandaki yargı yetkisini belirleyen yegane emredici mevzuattır.

  • Mutad Mesken (Habitual Residence): Bir bireyin sadece geçici bir süre için değil; fiilen, sürekli ve kalıcı bir yerleşme niyetiyle oturduğu, hayatının sosyal ve ekonomik merkezini oluşturduğu lokasyondur.

  • İlanen Tebligat: Yurt dışında veya yurt içinde yasal adresi resmi makamların tüm araştırmalarına rağmen tespit edilemeyen kişilere; mahkeme ara kararlarının ve dava dilekçesinin resmi bir gazete aracılığıyla ilan edilerek duyurulması ve bu yolla kişiye tebliğ edilmiş (haber verilmiş) sayılması işlemidir.

  • İstinabe (Adli Yardımlaşma): Bir davanın görülmekte olduğu asıl mahkemenin, kendi yargı ve coğrafi sınırları dışında (özellikle yabancı bir ülkede) bulunan bir delilin toplanması, keşif yapılması veya bir tanığın yeminli beyanının alınması için o yerdeki mahkemeden hukuki yardım talep etmesi mekanizmasıdır.

  • Apostil Şerhi: Yabancı bir egemen devlette düzenlenen resmi bir belgenin (örneğin yabancı boşanma ilamının veya vekaletnamenin), başka bir ülkede yasal olarak geçerli sayılabilmesi için onaylanmasını sağlayan, Lahey Konvansiyonu ile uluslararası standarda bağlanmış evrak tasdik sistemidir.

  • Kamu Düzeni (Ordre Public): Bir ülkenin siyasi, sosyal, ekonomik yapısını ve adalet anlayışını oluşturan vazgeçilmez temel kurallar bütünüdür. Yabancı mahkeme kararının Türk kamu düzenine aykırı olması (örneğin temel savunma hakkının kısıtlanması) durumunda, tenfiz talebi mahkemece reddedilir.

  • Tanıma (Recognition): Yabancı bir mahkemenin vermiş olduğu ilamın (kararın), Türk mahkemeleri veya idari kurumları tarafından “kesin hüküm” statüsünde kabul edilerek geçerli sayılması işlemidir.

  • Tenfiz (Enforcement): Yabancı mahkemenin verdiği kararın sadece kabul edilmesi değil, aynı zamanda devletin zorlayıcı gücü (icra daireleri) kullanılarak cebri icra yoluyla yerine getirilebilmesi için mahkemece onaylanmasıdır.

Yurt Dışındaki Eşle Boşanma Hakkında Sıkça Sorulan Sorular 

Yurt dışındaki eşle boşanma davası ne kadar sürer?

Yurt dışındaki eşle boşanma davasının süresi, uluslararası tebligat işlemlerinin hızına ve davanın niteliğine bağlıdır. Anlaşmalı boşanmalar tek celsede sonuçlanabilirken, çekişmeli davalarda yurt dışı tebligatlarının aylar sürmesi ve istinabe süreçleri nedeniyle yargılama ortalama 1 ila 3 yıl arasında devam edebilmektedir.

Yurt dışında yaşayan eş duruşmaya katılmak zorunda mı?

Çekişmeli boşanma davalarında yurt dışında yaşayan eşin Türkiye’deki duruşmalara bizzat katılma zorunluluğu yoktur; kendisini bir avukat aracılığıyla temsil ettirebilir. Ancak anlaşmalı boşanma davasında, her iki eşin de duruşmada bizzat hazır bulunması ve iradelerini hakime doğrudan beyan etmesi kanuni bir zorunluluktur.

Yabancı eşin güncel adresi bilinmiyorsa dava nasıl açılır?

Yabancı eşin adresi bilinmiyorsa, öncelikle resmi makamlar (konsolosluklar, emniyet) aracılığıyla uluslararası adres araştırması yapılır. Kapsamlı araştırmalara rağmen adres bulunamazsa, Tebligat Kanunu madde 28 uyarınca mahkeme kararları ve duruşma günleri gazete ilanı yoluyla (ilanen tebligat) resmi olarak bildirilir.

Tanıma ve tenfiz davası açmak kesinlikle zorunlu mu?

Yurt dışında verilmiş bir boşanma kararının Türkiye’de hukuken geçerli olabilmesi ve nüfus kütüğüne işlenebilmesi için tanıma davası veya idari tescil zorunludur. Kararda velayet, nafaka veya tazminat gibi icra dairelerinde işlem gerektiren mali hükümler varsa, bu hükümlerin Türkiye’de uygulanabilmesi için tenfiz davası açılması mutlak yasal bir zorunluluktur.

Uluslararası tebligat ücretleri 2026 yılında ne kadardır?

Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü tebliğlerine göre 2026 yılı için yurt dışı adli tebligat posta giderleri; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) için 400 TL, diğer tüm yabancı ülkeler için ise 700 TL olarak belirlenmiştir. İlgili evrakların yeminli tercüme ve noter onay masrafları bu tutara dâhil edilmemektedir.

Yurt dışındaki eşimden tedbir veya iştirak nafakası talep edebilir miyim?

Evet, talep edilebilir. Nafaka taleplerine, MÖHUK madde 14 uyarınca öncelikle eşlerin ortak milli hukuku, yoksa ortak mutad mesken hukuku, o da yoksa Türk hukuku uygulanarak karar verilir. Geçici tedbir taleplerine ise daima Türk hukuku uygulanır. Yabancı mahkemede alınan nafaka kararları ise tenfiz davası ile Türkiye’de icraya konulabilir.

Yabancı uyruklu eşle boşanmada mal paylaşımı hangi hukuka tabidir?

Uluslararası evliliklerde mal paylaşımı, eşlerin evlenirken bir mal rejimi sözleşmesi seçip seçmediklerine göre değişir. Seçim yapılmamışsa, evlenme anındaki müşterek milli hukuk, yoksa evlenme anındaki müşterek mutad mesken hukuku, o da yoksa Türk hukuku (edinilmiş mallara katılma rejimi) kuralları uygulanır.

Uluslararası boşanma süreci E-Devlet üzerinden anlık takip edilebilir mi?

Evet, Türkiye’deki aile veya asliye hukuk mahkemelerinde açılan uluslararası unsurlu boşanma davaları, dosya mahkemece kabul edildikten sonra tarafı olduğunuz sürece E-Devlet ve UYAP Vatandaş Portalı üzerinden takip edilebilir. Ancak yurt dışındaki mahkemelerde açılan yabancı davalar Türk E-Devlet sistemine entegre değildir.

Sonuç: Hukuki Değerlendirme ve Genel Bakış

Yurt dışındaki eşle boşanma süreci; sıradan bir içtihat uyuşmazlığının çok ötesinde, Türk Medeni Kanunu’nun sınırlarını aşarak uluslararası çok taraflı anlaşmaların, 1965 Lahey tebligat sözleşmesinin ve MÖHUK ilkelerinin entegre biçimde uygulandığı çok boyutlu hukuki bir tasfiyedir. Özellikle davanın esasına uygulanacak hukukun “müşterek vatandaşlık” veya “mutad mesken” prensiplerine göre tayin edilmesi, alınacak nihai kararın küresel ölçekte adil bir zemine oturmasını sağlamaktadır. Türk kanun koyucusu, bir yandan uluslararası özel hukukun evrensel kurallarına saygı gösterirken, diğer yandan tedbir nafakası ve çocuğun üstün yararı gibi konularda kendi kamu düzenini tavizsiz bir biçimde koruyan güçlü bir mekanizma inşa etmiştir.

Yabancı egemen devletlerin mahkemelerince verilen kararların Türkiye’deki geçerliliği ise, ancak tanıma ve tenfiz gibi spesifik mekanizmalar veya idari tescil yollarıyla mümkündür. Uluslararası davalarda tebligat süreçlerinin titizliği ve diplomatik yazışma sürelerinin uzunluğu göz önüne alındığında; bu tür uyuşmazlıklarda yaşanabilecek en ufak bir usuli hata veya tercüme eksikliği, telafisi imkansız hak kayıplarına ve yargılamanın yıllarca sürüncemede kalmasına sebep olabilecektir. Bu nedenle, sürecin uluslararası kurallar bütünlüğüne hakim profesyonel bir süzgeçten geçirilmesi esastır. Hukuki adımların, yasal çerçeveler dahilinde planlanması ve stratejik olarak koordine edilmesi, uluslararası aile hukuku uyuşmazlıklarında adalete güvenli ve hızlı erişimin temel anahtarıdır.


Yazar Hakkında

Av. Şeref BALTACI | Kahramanmaraş Barosu Sicil No: 808

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olan Av. Şeref BALTACI, Türkiye Barolar Birliği ve Kahramanmaraş Barosu üyesidir. Aile Hukuku, boşanma ve velayet davalarında 12 yıllık mesleki deneyime sahiptir. Kahramanmaraş’ta aile hukuku alanında yürüttüğü çalışmalarla anlaşmalı ve çekişmeli boşanma süreçlerinde hukuki temsil sağlamaktadır. Türk Medeni Kanunu kapsamındaki nafaka, velayet ve mal paylaşımı uyuşmazlıklarında aktif olarak görev üstlenmektedir. (Bu içerik Türkiye Barolar Birliği (TBB) Meslek Kuralları ve Reklam Yasağı Yönetmeliği’ne tam uyum çerçevesinde objektif ve bilimsel nitelikte kaleme alınmıştır.)

Son Güncelleme: 27 Mart 2026

Yasal Bilgilendirme ve Telif Hakları

Bu platformda yer alan tüm makale, hukuki analiz ve özgün içeriklerin mülkiyet hakları münhasıran Baltacı Hukuk & Arabuluculuk ve Av. Şeref Baltacı’ya aittir. Paylaşılan tüm metinler, fikri mülkiyetin korunması ve hak sahipliğinin belgelenmesi amacıyla elektronik imzalı zaman damgası ile tescil edilmiştir. Yazılı onay alınmaksızın içeriklerin kopyalanması, özetlenmesi veya dijital mecralarda izinsiz yayınlanması durumunda yasal ve cezai yaptırımlar uygulanacaktır. Avukat meslektaşlarımızın sunulan içerikleri dava dilekçelerinde ve hukuki mütalaalarında referans göstermesi serbesttir.


Akademik Katkı ve Yazarlık Süreci

Hukuk dünyasına katkı sunmak isteyen akademisyen ve hukukçular, uygulamaya yönelik özgün makalelerini özgeçmişleri ile birlikte info@baltacihukuk.av.tr adresine ulaştırabilirler.